b b b b b
Google
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
özel eğitim öğretmeni - Blogcu


Kategorilerim>

Ana Sayfa
  • ANEKDOT KAYIT FORMU
  • AILE EGITIMI
  • ASPERGER SENDROMU
  • ATATURK KOSESI
  • BECERI OGRETIMLERI
  • BEP
  • BUNLARI BILIYORMUYDUNUZ
  • COCUK FELCI
  • COCUK HAKLARINA DAIR SOZLESME
  • DERS OGRETIMLERI CALISMA SAYFALARI
  • DIL GELISIMI
  • DOWN SENDROMU
  • DRAMA-RONT
  • DUYURULAR
  • FENILKETONURI
  • FRAJIL X SENDROMU
  • GORME ENGELLILER
  • HABERLER
  • HASTANE ILKOGRETIM OKULLARI
  • HIDROSEFALI
  • HIPERAKTIF COCUKLAR
  • ISITME ENGELLILER
  • KABA DEGERLENDIRME FORMU
  • KAVRAM OGRETIMLERI
  • KAYNASTIRMA
  • KEKEMELIK
  • MAKALELER
  • OKUL TURLERINE GORE DERS PLANI ORNEKLERI
  • OKULDAN RESIMLER
  • ORTAYA KARISIK
  • OTIZM
  • RAM FORMLARI
  • RETT SENDROMU
  • SEREBRAL PALSI
  • TESTLER
  • TURKCEYI GUZEL KULLANALIM
  • TUVALET EGITIMI
  • UNITE OGRETIMLERI
  • UYGULAMALI DAVRANIS ANALIZI
  • Arsiv

    Linklerim

    kardeş siteokulumYENİ SİTEMdiğer sitemslayt sitemişitme engellilerzihin engellilerözel eğitim öğretmeniözel eğitim öğretmenleriotizmmateryal havuzumengelli videoları

    HÜNER GİDİLEBİLEN YOLDAN DEĞİL ENGELLİ YOLLARI AŞABİLMEKTİR

    ENGELLERİ AŞANLAR:

    BEN İŞİTME ENGELLİYİM, EŞİMİN ENGELİ YOK BİZ 3 YILLIK ARKADAŞLIK NETİCESİNDE EVLENDİK VE 10 YILDIR MUTLU MESUT GEÇİNİYORUZ ÇOK ŞÜKÜR.FİKREN, RUHEN ANLAŞABİLEN BİRBİRLERİNE AŞIK, BİRBİRLERİNİ SEVEN VE HERŞEYDEN ÖNCE KARŞISINDAKİ İNSANA SAYGI DUYAN ÇİFTLER BEDENSEL ENGELİ ASLA GÖRMEZ BENCE...ÇÜNKÜ ONLAR ÖYLE BİR HALE GELİR Kİ BİRİ OLMAYINCA ÖBÜRÜ YARIMDIR, TAMAM OLMALARI İÇİN İKİSİNİNDE OLMASI GEREKİR.TAMAM OLDUKLARI ZAMAN ÜSTESİNDEN GELEMEYECEKLERİ HİÇ BİR ZORLUK ENGEL YOKTUR KARŞILARINDA.SAYGI, SEVGİ, AŞK İŞTE HEPSİ BU...(Selina)


    Zihin Engelliler Öğretmeni

    MySpace

    MySpace

    DİĞER SİTEME DE BAKMANIZI TAVSİYE EDİYORUM
    zihinengelliler.blogspot.com
    BİR MİLLET ENGELLİLERİNE NE KADAR ENGELSİZLİK SUNABİLİYORSA O ÖLÇÜDE GELİŞMİŞTİR.
    ÖĞRENEMEYEN BİREY YOKTUR

    Anne Babalar İçin Özel Eğitim Soruları

    Anne Babalar İçin Özel Eğitim Soruları I

    Özel Eğitim gereksinimi duyan çocukların anne babaları Özel Eğitim hizmeti alırken neler yapmalı ve bu süreçte nelere dikkat etmelidir?

    Özel eğitime ihtiyacı olduğunu düşündüğüm bir çocuğum var ne yapmam gerekiyor?

    Eğer çocuğunuz henüz okul öncesi dönemde (0-6 Yaş) ise öncelikle bu tür bir eğitime ihtiyacı olup olmadığının tespiti için bir hastanenin “çocuk psikiyatri” bölümlerinde tıbbi tanılama sürecine girmesi gerekiyor. Burada özel eğitime ihtiyacı olduğu tespit edildiğinde size özel eğitim desteği alabilmesi yönünde bir rapor hazırlanacak ve bu rapor doğrultusunda özel eğitim alması sağlanacaktır.

    Bunun dışında çocuğunuz okul döneminde ( 7 yaş ve daha büyükse) ise size en yakın ilköğretim okuluna kaydını yaptırarak eğitime başlatmanız yararlı olacaktır.

    Eğitim süreci içerisinde özel eğitim desteği gerekliliğini düşündüğünüzde ise okulunuz rehberlik servisi ile iletişime geçmeniz ve yönlendirmelerini uygulamanız uygun olacaktır.


    Kaynaştırma eğitimi ne anlama geliyor ?

    Kaynaştırma eğitimi , özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranları ile birlikte eğitim ve öğretimlerini resmi ve özel; okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağlandığı özel eğitim uygulamalarını ifade ediyor. (Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği Madde 67)

    Bu maddede ifade edildiği gibi kaynaştırma eğitimi zihin, işitme, görme, ortopedik, dil ve konuşma güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite, özel öğrenme güçlüğü, otistik ve duygusal güçlük ve sosyal uyum güçlüğü gibi alanlarda özel eğitim gerektiren çocuklarımızın akranlarıyla birlikte eğitim almalarını hedefliyor. Bu çocuklarımızın özellikleri, öğrenme yeterlilikleri ve öğrenme hızları dikkate alınarak, düzenlemeler yapılması, destek eğitim programları uygulanması esasına dayanan bu eğitim modelinde esas olan bireyselleştirilmiş eğitim programlarıdır. Çocuklarımızın bireysel gelişim özellikleri ve öğrenme yeterlilikleri dikkate alınarak, iletişim becerileri ile akademik ve sosyal becerilerin geliştirilmesi üzerinde yoğunlaşmış gelişimsel eğitim uygulanması bu eğitim programının temelini oluşturmaktadır.

    Bu noktadan hareketle akranlarıyla birlikte eğitim almakta var olan özrü nedeniyle zorlanan çocuklarımız rehberlik ve araştırma merkezlerinde incelenerek performanslarına dayalı bir çalışma sonucunda kaynaştırma programına yönlendirilmektedirler. İl Özel Eğitim Hizmetleri Kurul Kararı ile kaynaştırma eğitimine yerleştirilen öğrenciler okulunda oluşturulan Bireyselleştirilmiş Eğitim programları Geliştirme Birimince değerlendirilir. Bu birim; kurum müdürü veya görevlendireceği müdür yardımcısının başkanlığında, gezerek özel eğitim görevi verilen öğretmen, aile, özel eğitim gerektiren öğrenci, rehber öğretmen-psikolojik danışman, eğitim programları hazırlamakla görevlendirilen öğretmen, özel eğitim gerektiren öğrencinin sınıf öğretmeni veya hazırlanan programın içeriğine uygun branş öğretmeni, gerektiğinde izleme tanılama ve değerlendirme ekibinden görevli bir kişiden oluşur. Bu birimin temel üyesi olan siz veliler çocuğunuz için hedeflenen uzun ve kısa dönemli eğitim amaçlarını belirlemede bu birimin en büyük yardımcısı olacaksınız. Çocuğunuzu ve yapabileceklerini en iyi şekilde gözlemleyen sizlersiniz. Kaynaştırma eğitimiyle çocuğunuzun akademik gelişiminin yanı sıra sosyal ve duygusal gelişimini de göz önünde bulundurularak sınıf ve okul ortamında yapılacak çalışmaların yanında ev ortamında da desteğinizle eğitimden en iyiyi almasına yardımcı olabileceksiniz.

     


     

    Özel Eğitime İhtiyacı Olan Çocuğumu Ekonomik Nedenlerden Dolayı Destekleyemiyorum?

    Çocuğunuzun özel eğitime ihtiyacı var ancak ekonomik nedenlerle bu desteği alamıyorsunuz. Bu durumda yapmanız gereken, devlet veya üniversite hastanelerinin birinden “ özel eğitim alması gereklidir ” ibaresinin yer aldığı bir sağlık kurulu raporu almanızdır. Sosyal güvenceniz var ise (SSK’lı veya Emekli Sandığı’na bağlı iseniz ) eğitim desteğini sosyal güvenlik kurumunuz karşılamaktadır. Bunun için bir ücret ödemeyeceksiniz. Herhangi bir sosyal güvenceniz veya ödeme gücünüz yok ise Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı rehabilitasyon merkezlerine başvurmanız durumunda çocuğunuzun ücretsiz özel eğitim desteği alması için işlem başlatılacaktır.

    Özel eğitim sınıflarına hangi özellikleri olan çocuklar gidiyor?

    Özel eğitim sınıfları; ilköğretim okulları bünyesinde açılır.  Yetersizlikleri nedeniyle yaşıtlarıyla eğitim almakta zorlanan çocuklarımızın bu sınıflarda eğitim alması sağlanıyor. Bu sınıflarımızın mevcudu en fazla 10 öğrenciden oluşuyor. (zorunlu durumlarda bazen sayı artabiliyor) özel eğitim sınıfları açıldıkları ilköğretim okullarının diğer sınıfları gibi sabahçı-öğleci ya da tüm gün eğitime devam ediyor.

    Özel eğitim sınıflarına atanan öğretmenler özel eğitim alanında öğrenim görmüş veya özel eğitimde çalışmaya istekli olup çeşitli seminerlerle bu alanda yeterlilik almış eğitimcilerimizden oluşuyor. Bu sınıflarımıza öğrenci yerleştirmede öğrencinin Rehberlik ve Araştırma Merkezince incelenmesi ve bu sınıf eğitiminden yararlanmasının, öğrencinin gelişimini daha olumlu etkileyeceği görüşünün oluşması gerekiyor. Bu durumda hazırlanan raporlar İl özel Eğitim Hizmetlerine gönderilerek öğrencinin bu sınıf eğitiminden yararlanmasına yönelik kurul kararı alınıyor.

     


     

    Zihinsel engeline göre kaynaştırma kararı alan çocuğum diğer çocuklarla aynı düzeyde öğrenebilir mi?

    Bu soruyu yanıtlayabilmek için öncelikle zihinsel engeline yönelik kaynaştırma kararı alan çocuklarımızın zihinsel gelişim özelliklerine kısaca bakmak gerekiyor.

    Farklı düzeylerde olsa da ;

    Yaşıtlarına oranla akademik açıdan daha başarısız olabilirler.

    Dikkatleri dağınıktır, akademik kavramları geç ve güç öğrenirler.

    İlgileri kısa sürelidir devamlı izleme, teşvik ve değişiklik isterler.

    Başarısızlık daha çok okuma, yazmada, okuduğunu anlamada, temel aritmetik becerileri kazanmada ortaya çıkmaktadır.

    Benzerlik ve farklılıkları görmekte zorlanırlar.

    Soyut kavramları anlamada güçlük çektikleri için zaman kavramı ve aritmetik kavramları algılama geç ve güç olur. 

    Bu anlamda diğer çocuklarla aynı düzeyde öğrenemeyebilirler.  Ancak akademik etkinliklerde yavaş olsalar da; okul ortamında bilişsel gelişimine yönelik uygun eğitim programları, okul dışında bireysel özel eğitim desteği ile öğrenme daha güçlü olacaktır. 

    Okul ve ev ortamında unutulmaması gereken; kendi yeteneklerini ve yetersizliklerini anlayabilecek düzeye gelebileceklerinden sosyal, duygusal gelişiminin güçlendirilmesi, iletişim ve yaşama dair becerilerinin geliştirilmesine önem verilmesidir.

    Bireysel yeteneklerine göre en iyi yapabildiği ve öğrenebildiği alanda değerlendirildiğinde ve teşvik edildiğinde başarı oranları daha da yükselecektir.

     


     

    Çocuğum için bireysel özel eğitim desteği almak istiyorum.      

    Öncelikle   bir hastaneden alınmış “özel eğitim alması gereklidir” şeklinde bir sağlık kurulu raporuna ihtiyacınız var. Bu rapor sonucunda; sosyal güvenceniz var ise ( SSK’lı veya Emekli Sandığı’na bağlı iseniz) seçeceğiniz bir özel eğitim merkezine başvurmanız yeterli olacaktır. Bu durumda çocuğunuzun devletin öngördüğü ücret karşılığında bu eğitimden yararlanması mümkün olacaktır.  Sosyal güvenceniz yok ise (Bağ-Kur veya Yeşil kartlı iseniz) yine aynı sağlık kurulu raporuna ihtiyacınız var. Bu rapor ile Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı rehabilitasyon merkezlerinden ücretsiz yararlanmak üzere yardım alabilirsin.

    kaynak: http://www.aktuelpsikoloji.com/haber.php?haber_id=1532

    28/3/2008 | Kategori: AILE EGITIMI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    PROBLEMLİ DAVRANIŞLAR

     Bir davranışı problem olarak değerlendirmenin belli objektif ölçüleri vardır.

     

    —Davranışın sergilenmesi sırasında, bireyin çevresi ya da çevresindeki insanlar zarar görüyorlarsa,

    —Davranışları bireyin eğitimine engel oluyorsa,

    —Davranışları her defasında başka olumsuz davranışların, tepkilerin oluşmasını tetikliyorsa,

    —Bireyin sergilediği davranışlar onun sosyal yaşam etkileşimlerinden uzak kalmasına neden oluyor, yalnız kalması sonucunu doğuruyorsa problem davranıştan söz etmek mümkündür.

    Dil çıkarma, tükürme, vurma, sallanma, ısırma bunlara örnektir.

     

    İlk etapta sorulması gereken iki soruya yanıt bulmak müdahale için şarttır:

    1. Yapılan davranış gerçekten bir problem davranış mıdır? Davranışın

    ortadan kalkması gerçekte ne kadar önemlidir? Davranışın ortadan kalkması çocuk için ne kadar gereklidir?
    2. Çocuğun gelişim düzeyi nedir? Bu gelişim düzeyi onun bu davranışı sergilememesi için uygun bir düzey midir?


    Eğer her iki soru başlığının cevabı müdahaleyi gerektirecek şekildeyse bir sonraki adıma geçilebilir. Bu adıma geçmeden önce akılda tutulması gereken noktalar;

    • Tutarlı olmak
    • Objektif olmak
    • Çevrenin işbirliğini sağlamak
    • Sabırlı olmak
    • İyi bir gözlemci olmak


    —Problem davranışın tam olarak hangi ortamlarda ortaya çıktığını gözlemleyip muhtemel sebepler ortaya koyun.
     —Çocuğun sebeplerine, isteklerine ulaşmak için yapmasını istediğiniz davranışı belirleyin.
     —Bu hedef davranış olumlu ve gerçekçi olmalıdır. Kendinize şu sorunun cevabını vermeye çalışın bu hedef davranışı sergilemesini niçin istiyorum.
     —Çocuğun asıl hedef davranışa varmadan önce yapabileceği daha kolay ve muhtemel davranışlar belirleyin.
    —Çocuğa uygun pekiştireçler belirleyin(pekiştireç: davranışın ortaya çıkma sıklığını arttıran etken)Bu pekiştireçleri çeşitlendirmeye çalışın. Kolay ulaşılabilir, çocuk için cazip olan pekiştireçler belirleyin. Bu pekiştireçlerin etkinliğinden emin olun
     Pekiştireci hedef davranışa en yakın olan davranış sergilendiğinde hemen verin
     Hemen hedef davranışın yapılmasını beklemeyin. Çocuğun en ufak olumlu hareketini ödüllendirin.
     —Ona tam olarak ne yapmasını istediğinizi, net ve kısa bir biçimde anlatın.

     

    5/4/2007 | Kategori: AILE EGITIMI | Yorum (3) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    olumluyu gör

    OLUMLUYU GÖR!

     

    OLUMSUZU GÖRMEZDEN GEL!

     

     

     

    *   Sayın veliler; çocuğunuz olumsuz bir davranışta bulunduğunda onunla ilgilenmiyormuş gibi görünün.

     

    *   Çocuk olumlu bir davranışta bulunduğunda ise onu pekiştirin.

     

    *   Örneğin çocuğunuz küfrettiğinde asla ona ‘ayıp’ ‘öyle söylenmez’ gibi şeyler söylemeyin. Sanki onu duymamış gibi davranın.

     

    *   İşbirliğinde bulunma, güzel konuşma vb. davranışlarını pekiştirin.

     

    *   Bu duruma uzun süre, sabırla devam edin ve sonunda göreceksiniz ki çocuğunuzun küfürlü konuşma davranışı azalacak, bunun tersi olan güzel konuşma işbirliğinde bulunma davranışı pekişecektir.

     

    *   Bu yöntemi tepinerek ağlama, karşı koyma, kavga etme gibi problemli davranışlarda rahatlıkla kullanabilir ve davranışları ortadan kaldırabilirsiniz.

    4/4/2007 | Kategori: AILE EGITIMI | Yorum (1) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    CEZA

    CEZA

     

    *Bir davranışın tekrar yapılmaması için ya da o davranışı azaltmak için uygulanan üzüntü ve acı verici bir yöntemdir.

     

       Ceza Yöntemleri :

       1-Dayak                         4-Harçlığını kesme                7-Mahrum etme …vb.

       2-Kulak çekme             5-Sokağa bırakmama

       3-Odaya kapatma        6-Erken yatırma

                                             

     

       ÖNEMLİ :

               Ceza, davranışı ortadan kaldırmaz bastırır. 

               Ceza çocukta korku yaratır.

               Cezada uygulayıcı çocuğa uygun olmayan bir model oluşturur. (Dayak atmak gibi.)

     

                                                                                                                               

    Ceza Uygulayan Anne-Baba ve Öğretmen Şunları Yapmalıdır:

     

               Çocuğa cezalandıracağı davranışı açıklamak.

               Kabul edilebilir davranış için model oluşturmak.

               Cezayı kabul edilmeyen davranışın hemen ardından uygulamak

               Aynı davranış için hep aynı ceza verilmelidir.

     

    ÖRNEK 1 : Sınıfta sürekli sandalyeyi deviren çocuk, sadece o sandalyeyi düzeltmekle kalmaz, diğer sandalye ve masaları da düzeltip, odadaki diğer eşyaları da uygun duruma getirmek zorundadır ve her defasında çocuktan aynı şey istenmelidir.

       ÖRNEK 2 : 15 yaşındaki zihinsel engelli bir kız çocuğu altını ıslattığında, çamaşırlarını temiz ile değiştirerek, kirli çamaşırlar çocuğa yıkatılıyor ve yıkadıktan sonra kuruması için astırılıyor, çamaşırların yıkandığı küvet temizletilmiştir. Bunun sonucunda davranış ortadan kalmıştır.

     

    TEBESSÜM BULAŞICIDIR GÜLÜMSEMEK İÇİN 12 KASA OYSA KAŞLARIMIZI ÇATMAK İÇİN 103 KASA İHTİYAÇ VARDIR

     

    4/4/2007 | Kategori: AILE EGITIMI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    ZİHİN ENGELLİ ÇOCUK AİLELERİYLE YAPILAN PSİKOLOJİK DANIŞMA

    ÇALIŞMALARI

               

                Özürlü çocuğun doğumuyla birçok yeni durumla karşılaşan anne babaların, ailenin diğer bireylerinin, özürlü çocuğa karşı duygu ve tutumlarını, toplumun özürlü çocuk ve ailesine karşı tutumlarını, özürlü olmayan kardeşlerin gereksinimleri ve tutumları, özürlü bireyin kendisi ile ilgili tutumlarını paylaşabilmeleri ve uygun çözümler geliştirebilmeleri amacıyla psikolojik danışma çalışmaları yapılmaktadır. Psikolojik danışma çalışmaları, aile bireylerinin duyguları ve tutumları üzerinde, dolayısıyla anne babaların duyguları ve rolleri üzerinde yoğunlaşmaktadır.

                Genellikle psikodinamik/psikoanalitik yaklaşımlar temel alınarak yapılan psikolojik danışma çalışmaları, anne babaların kendi davranışlarıyla ilgili dinamikler ya da içsel faktörleri ele alan çalışmalardır (Sucuoğlu,1997).

                Bu çalışmalar, özürlü bebeğin doğumu ile hemen başlayabilmekte, aralıklarla, aile içi kriz dönemlerinde de (çocuğun okula başlaması, ergenliğe girişi gibi) sürdürebilmektedir. Küçük gruplar halinde yürütülen oturumlarda, benzer özellikte çocuğu olan anne babaların kendilerinin ve çocuğun duygu, düşünce ve tepkilerini anlayabilmeleri, kendi duygularıyla yüzyüze gelmeleri, çocuklarıyla ilgili beklenti ve duygularını paylaşarak problemlerine gerçekçi çözümler üretebilmeleri hedeflenmektedir.

                1980’li yıllarda bağlılık (attachment) kavramının gündeme gelmesiyle psikolojik danışma çalışmaları anne çocuk etkileşimine odaklaşmış, anne baba özellikle anne özürlü çocuk ilişkisini geliştirmek, anne babanın bu yöndeki gereksinimlerini karşılamak, psikodinamik yaklaşımlı çalışmaların amacını oluşturmuştur (Sucuoğlu,1997).

                Patterson, Littman ve Hinsey (1964), çocuğun uyumunda, sosyal çevresinin, bu çevredeki uyarıcıların rolüne değinmişler ve ailenin de bu süreçte gerekli bir öğe olduğunu vurgulamışlardır. Bu süreçte psikolojik danışmanın, uzmanın özel eğitime muhtaç bir çocuğa sahip aileye yardımcı olabilecekleri ortak problemler şunlardır:

    -         Özürlü bir çocuğa sahip oldukları gerçeğini kabul etmelerinde onlara yardımcı olmak,

    -         Başkalarıyla paylaşamadıkları duygusal problemlerini paylaşmak,

    -         Özürlü bir çocuğa sahip oldukları için kendilerini suçlu hissetmeleri ve bunun kendi günahları sonucu olduğu karmaşasının çözümüne yardımcı olmak,

    -         Çocuklarına gerekli eğitim programlarında yardımcı olmak,

    -         Başkalarından gelecek yanlış, eksik ve farklı değer yargılarına dayalı fikirlere karşı onları aydınlatmak

    Psikolojik danışma sürecinde, ailenin özürlü bir çocuğun doğumuyla yaşadığı duyguların, aşamaların normal olduğu, beklentilerin sarsılmasıyla tüm bu duyguların ortaya çıkmasının doğal olduğunu anlamasına yardımcı olunmaya çalışılır, yaşanması gerektiği vurgulanır (Akkök,1982).

    Bu temel yaklaşım ve amaçların bulunduğu psikolojik danışma çalışmaları ailelerin gereksinimleri doğrultusunda da planlanabilmektedir. Grup çalışmasının işleyişi genellikle aşağıdaki gibi olmaktadır (Eracar ve ark.):

    Grup çalışması, 8-10 kişinin katılımıyla haftada ya da ayda bir ya da ikişer saatlik oturumlar halinde gerçekleştirilir. Birinci saatte dışa vurum, paylaşım, duygusal etkileşim amaçlanır. Grup, süreci ilk saatte problem alanlarını belirlemek, bu alanda yaşanan güçlükleri “duygu bazında” ifade etmek, başkalarının benzer güçlüklerini dinlemek yönünde yönetilir. “Duygusal paylaşım” aşaması denilen bu aşamada sorunlar ağırlıklı olarak şöyle belirlenir:

    1-      Çocuğunuzun özürlü olduğunu anladığınızda neler hissettiniz?

    2-      Bu tür bir çocukla yaşarken ne gibi güçlükler çıkıyor?

    3-      Eğitim ve/veya sağaltım yönünde güçlükler neler?

    4-      Gelecekle ilgili kaygılar neler?

    5-      Çocuğunuzla ilişkinizde ona karşı olumsuz duygularınız neler?

    6-      Özürlü çocuk yüzünde aile içinde yaşanan problemler neler?

    7-      Kardeşler nasıl etkileniyor?

    Bazı çalışmalarda dış grubu oluşturan öğretmen ve danışmanlar iç gruba katılırlar. Bu aşamada dış grup elemanları önce kendi duygularını ve gruba ilişkin gözlemlerini aktarırlar. Gerekirse yaşanmakta olan –daha çok- başetme yetersizlikleri yönünde önerilerde bulunurlar. Bu öneriler grupça tartışılır.

     

    ZİHİN ENGELLİ ÇOCUĞUN DOĞUMU VE AİLE

               

                Zihin engelli bir çocuğun doğumu, gelişimi ailede de çok farklı çok çeşitli değişikliklerin nedeni olur. Anne babaların, kardeşlerin birbirlerinden, hayattan, mesleklerinden, yakın çevreden ve toplumdan da beklentileri de farklılaşır. Bu farklılıklar aileden aileye değişmekle birlikte, anne babaların kişilik özellikleri, eşlerin birbirlerine ne ölçüde yakın ve destek oldukları, yakın çevrenin ve toplumun tepkileri ve desteği bu değişiklilerin nitelik ve niceliğini etkilemektedir. Aynı zamanda, toplumun ve devletin bu çocuklara ve ailelere sunduğu hizmetlerin servislerin niteliği ve niceliği de ailelerde meydana gelen değişiklikleri etkileyen en önemli nedenlerden biridir (Gargiolu,1985).

                Aile fertlerinin kendilerindeki ve yaşantılarındaki tüm bu değişiklikler, bir gelişim süreci olarak da algılanabilir. Zihin engelli bir çocuk, anne babanın ve kardeşlerin kendilerine bakışlarını ve kendilerini tekrar değerlendirme ve keşfetmelerine de yol açan bir süreç başlatır (Dale’den aktaran Akkök,1997). Aile fertleri kendi yeterlik ve yetersizliklerini, neleri başarıp başaramadıklarını deneme, görme ve ispatlama fırsatını da bulurlar.

                Toplumsal bir varlık olarak da, birey ve toplum, toplumdan beklentiler, toplumdaki rollere ilişkin yeni bir sosyalizasyon süreci yaşanır; toplumda farkı özelliği olan çocuk ve bireylere karşı tutumların değişmesi ailelere ve çocuklara dönük hizmetlerin oluşturulması yönünde de yoğun bir çaba gösterilmeye başlanır. Bu ailelerin farklı bir oluşum ve gelişim içine girdiğinin göstergesidir (Akkök,1997).

                Bu süreç, anne babanın ve çocuğun birlikte geliştiği, büyüdüğü bir süreç olarak da düşünülebilir. Anne baba açısından, ebeveyn olmayı öğrenme, sorumlulukların farkına varma, karar verme becerilerini geliştirme ve başkalarını da düşünmeyi öğrenme, gelişim sürecinin önemli bir bölümünü oluşturur. Anne babalar ve çocuklar birlikte hayal kırıklıklarını, kabul görmemeyi, yanlışlar yapmayı, uygun olmayan kararlar verip sonucuna katlanmayı öğrenirler; tüm bu deneyimlerden nasıl yararlanacaklarına ilişkin  çeşitli başa çıkma becerilerini geliştirirler. Aile olarak, “farklı” oldukları, fraklı bir mücadele ve gelişim süreci içinde olduklarını görürler ve bunu içselleştirmeyi öğrenirler. Zaman zaman yalnızlık duygularını, çaresizlik duygularını yaşarlar ve bunlarla nasıl başa çıkacaklarını deneye yanıla bularak, kendilerinin ve çocuklarının gelişimine katkıda bulunurlar (Akkök,1997).

                Engelli bir çocuğun doğumu ailede yapıcı etkiler oluşturabileceği gibi ailenin içinde bulunduğu duygulardan ötürü çocuk üstünde kötü etkilere yol açabilecek istismar olgularını da gündeme getirmektedir. Erken doğan, düşük doğum kilosu bulunan, sürekli hasta olan, sürekli ağlayan ve gibi çocuğun onu yaşıtlarından farklı yapan özelliklerin olması bu riski arttırmaktadır. Çocuğun bakımını zorlaştıran, gereksinimlerini arttıran ve değiştiren bu farklılıklar genellikle çocuğun zihinsel ve fiziksel özürlü olması ile davranış ve duygusal problemlerinin bulunmasıdır (Bulut,1996).

                Özürlü çocukların istismar için risk grubu olmalarının nedenlerini araştıran çalışmalarda özellikle çocuğun aile üzerindeki etkileri vurgulanmıştır. Çocuğun kronik bir hastalığın ya da özrünün olması ailede, kızgınlık, suçluluk, öfke, üzüntü ve ikili duyguların yaşanmasına yol açmaktadır. Çocuğun bakımının özür ya da hastalık nedeniyle zorlaşması, gelişimsel ve eğitimsel gereksinimlerinin artması, anne baba ve aile bireylerinin stres ve kaygılarını arttırmaktadır (Sucuoğlu,1994). Ayrıca çocuğun özelliklerinin tanınmaması dolayısıyla özürlü çocuktan gerçekçi beklentilerin olmaması ve çocuğun problemleriyle başetme becerilerinin bulunmaması, anne-baba ve diğer aile bireyleri üzerindeki baskıyı arttırabilmekte, çoğu zaman anne baba öfkelerini kontrol edemeyerek şiddete yönelebilmektedirler (Solomons 1979’dan aktaran Sucuoğlu,1994).

     

     

    Engelli Çocuk Ailelerinin Gereksinimleri   

    Engelli çocuk ailesinin gereksinimlerinin belirlenmesi; aileye sağlanacak hizmetlerin türü, içeriği, niteliği ve yönteminin seçimi açısından çok önemlidir. Hizmetlerin bu temel gereksinimleri karşılamadığı durumlarda programların başarısı düşmekte, gereksinimler ve buna paralel olarak ailenin önceliklerinin belirlenmesiyle programlar amacına ulaşmakta ve uzman /öğretmenlerin önemli olarak belirttiği program amaçlarını anne babanın kabul etmesi kolaylaşmaktadır(Sucuoğlu,1995).

                Engelli çocuğu olan her ailenin, her anne babanın gereksinimleri birbirinden farklıdır ancak bu gereksinimler birkaç grupta toplanabilir. Turnbull ve Turnbull, ailelerin gereksinimlerini belirlemek amacıyla geliştirdikleri Aile Bilgi Tercih Envanteri’nde aile gereksinimlerini;  çocukla çalışma, profesyonellerle işbirliği, gelecek için planlar, ailenin rahatlaması için yardım ya da destek bulma ve kullanma konularında olmak üzere beş grupta toplamışlardır (Sucuoğlu,1995). 

                Aile gereksinimlerini belirleme konusunda yapılan bir başka çalışmada, anne baba gereksinimleri; bilgi, destek gereksinimleri, maddi gereksinimler, çocuğun durumunu diğerlerine açıklayabilme, ailenin işleyişi ve toplumsal servislerle ilgili gereksinimleri olarak gruplanmıştır.

                Sucuoğlu,(1995) tarafından engelli çocuğa sahip anne babaların gereksinimlerinin belirlenmesi ve bu aileler için gerekli hizmetlerin sağlanmasında bu gereksinimlerin temel alınmasını düşüncesinden hareket edilerek anne baba gereksinimlerini belirlendiği bir çalışmada ise aileler en çok çocuklarının özürü ile ilgili bilgi, çocuğun davranışlarını kontrol edebilme, çocuğa yeni bir beceri kazandırabilme, çocukla iletişim kurabilme ve diğer anne babalar hakkında bilgi gereksinimleri, anne babanın benzer problemi olan diğer anne babalarla bir araya geldikleri psikolojik danışma grupları diğer anne babalara ait yazılı materyaller, filmler yardımıyla anne babaların sorunlarıyla başedebilmeleri için profesyonel yardım almaları ve bu şekilde destek gereksinimi duydukları aktarılmıştır.

     

    Özel Eğitimde Aile Eğitimi Programları

     

    Aile eğitiminin amacı, anne-babaları, anne-babalık ile ilgili olarak bilgilendirmek, bilinçlendirmek ve beceri sahibi yapmaktır (Schulz, 1987). Bu amaç doğrultusunda anne-babaların ve çocuğun gereksinimlerine uygun hizmetlerin geliştirilmesine yönelik aile eğitimi programları düzenlenmektedir (Kroth ve Edge, 1997; Schulz, 1987; Turnbull, 1984).

     

    Aile eğitimi programları, ev merkezli, okul merkezli, ev/okul merkezli ve uzaktan eğitim şeklinde düzenlenebilmektedir. Genel olarak, anne-babayı anne-baba olarak eğitmeyi, anne-babayı çocuğuna öğretici olarak yetiştirmeyi ve anne-babaları gönüllüler olarak eğitmeyi amaçlayan programlar bulunmaktadır (Turnbull, 1984; Schulz, 1987).

     

    Anne-babayı anne baba olarak eğitmeyi amaçlayan programlarda, anne-babanın çocuklarının özrüne uyum süreci, çocuğun sosyalleşmesi, kardeşlerle ilişkileri, vasilik ve yasal işlemlerle ilgili bilgi, destek ve kaynak sağlanmaktadır.

     

    Anne-babayı çocuğuna öğretici olarak yetiştirmeyi amaçlayan programlarda, anne-babalara, çocuk yetiştirme yaklaşımları, çocuğun dil, sosyal ve duygusal gelişimine katkıda bulunma, çocuğuna çeşitli davranış ve bağımsız yaşam becerilerini kazandırmaya ilişkin yeterlilikler kazandırılmaktadır.

     

    Anne-babayı gönüllüler olarak eğitmeyi amaçlayan programlarda, anne-babalar yasal savunuculuk, çocuğun eğitimi ile ilgili uzman,toplumsal kuruluşlar ve ekonomik kaynaklar bulma konularında gönüllü bireyler olarak eğitilmektedir (Cavkaytar,1999).

               

    Özürlü çocukların anne-babalarıyla yapılan aile eğitimi çalışmaları, bireysel ve grup çalışması şeklinde yürütülebilmektedir. Bireysel eğitim programlarında eğitimci, bir anne baba ile birlikte olmakta, eğitim anne babanın gereksinimleri temel alınarak sürdürülmektedir (Cunningham, 1985). Benzer özellik ve benzer gereksinimleri olan anne-babalarla yürütülen grup çalışmalarında ise grubun gereksinimleri konu olarak ele alınmakta, anne-babalar birbirleriyle etkileşime girmekte, çocukları ile ilgili deneyimleri paylaşmaktadırlar. Bu  çalışmalar genellikle 6-12 hafta günde 1-1,5 saatlik toplantılarla sürdürülmektedir (Sucuoğlu ve ark.1993).

     

    Aile eğitimi programı uygulamalarında çeşitli yazılı materyaller ağırlıklı olarak yer almaktadır. Çocuğun gelişim alanlarıyla ilgili becerilerin öğretilmesini içeren eğitim kitapları ile programın bir parçası olarak geliştirilen el kitapları en yaygın kullanılan yazılı materyallerdir. Uygulamalarda, yazılı materyallerin yanısıra video kasetlerinin de yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir (O’Dell ve ark. 1982; Akkök, Sucuoğlu, 1991; Sucuoğlu, 1997).

     

    Eğitim programlarına katılan anne-babaların gereksinimlerine göre belirlenen konularda, “ders verme” şeklinde bilgi aktarılmakta, anlatılan konu üzerinde tartışılmakta, sorulara cevap verilmektedir. Ancak bunların yeterli olmadığı durumlarda konu ile ilgili model olma, rol yapma, prova etme, anne-babaların çocuklarıyla çalışmalarını sağlama ve bu çalışmalarla ilgili geri bildirim verme teknikleri “ders verme”nin yanısıra kullanılmaktadır (O’Dell, 1982; Flanagan ve ark. 1979).

     

    Anne-baba eğitimiyle ilgili olarak yapılan birçok araştırmada; anne-babaların, birçok beceriyi çocuklarına öğretebildikleri, çocuklarının eğitimine katılabildikleri, çocuklarının eğitimiyle ilgili olarak kendilerine sunulan eğitim hizmetlerinden faydalanabildiklerine ilişkin  bulgulara rastlanılmakta

     

    Zihin Özürlülerin Eğitiminde Anne Baba Katılımı

     

    Zihin özürlülerin eğitiminde anne-baba katılımı, anne babaların çocuklarının eğitimine destek olmaları bağlamında ele alınmaktadır (Cavkaytar, 2000). Bu destek sürecine ailelerin etkin olarak katılmaları ise onların aile eğitimi uygulamaları kapsamında eğitilmeleriyle mümkündür.

     

    Son yıllarda anne babaları çocuklarının ilk ve sürekli öğretmenleri olarak gören yaklaşımların etkisiyle (Heward, 1996) anne-babaların özürlü çocuklarının eğitim programlarına katılmalarına verilen önem giderek artmış ve aile-uzman işbirliğinin sağlanmasının çocuğun eğitimindeki başarıyı olumlu yönde etkileyeceği görüşü yaygın olarak benimsenmeye başlanmıştır.

     

    Anne babaların güçlü birer pekiştirme aracı olmaları, çocuklarını diğer insanlardan daha iyi tanımaları ve çocuklarına bir uzmandan daha fazla zaman ayırabilecek olmaları, okulda öğrenilen becerilerin evde anne babalar tarafından geliştirilmesinin öğrenilenlerin etkililiğini arttırması, anne-babaların özürlü çocuklarına eğitici olmalarını destekleyebilecek görüşler olarak kabul edilmektedir (Turnbull, 1984). Bu görüşten hareketle anne-babanın çocuğun eğiticisi rolünü alması ile eğitimde okul-ev paralelliği sağlanacak, böylece çocuk okul, merkez veya klinik ortamda öğrendiği becerileri farklı ortamlara genelleyebilecek, öğrenme hızlanacaktır (Sucuoğlu, 1993). Özürlü çocuk birçok beceriyi anne-baba katılımıyla daha hızlı kazanmakta, farklı ortamlara genelleyebilmekte, böylece kazanılan beceriler daha kalıcı olmaktadır (Cunningham, 1985). Bunların yanısıra anne babaların özürlü çocuklarının eğitimine eğitici/öğretici olarak katılımları; anne, baba, özürlü çocuk ve diğer kardeşler açısından çok yararlı olmaktadır (Baker, 1987; Akkök, 1984; Leyser, 1988; Cane ve ark.,1985). Anne babalar, çocuklarının gelişimine katkıda bulundukları için duygusal olarak rahatlamakta, çocuklarına karşı daha olumlu duygular geliştirebilmekte, kendilerini daha yeterli hissetmekte ve anne-baba-çocuk etkileşimi  gelişebilmektedir. (Bettison, 1983; Leyser, 1988; Goldstein ve ark, 1979; Kravetz, 1990). Zihin özürlülerin eğitimine anne baba katılımının aileye ve çocuğa kazandırdığı olumlu  etkenler aile eğitimi programlarının önemini arttırmakta aile eğitim programlarının geliştirilmesi, uygulanması ve yaygınlaştırılmasının gerekliliğini gündeme getirmektedir.

     

    3/4/2007 | Kategori: AILE EGITIMI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    EĞİTSEL TANILAMA

    AİLE EĞİTİMİ VE REHBERLİK

    Öğretmenler ailelerle          iletişim kurabilir yada kuramaz. Aile ile iletişim kurulduğunda

    Ve bu iletişim iyi olursa aileler genel de dertleşirler. Kötü olursa çocuğun eğitimi çok daha zor olur.     

     

    SAYILARLA DÜNYA ÇOCUKLARI

    -         Savaşlar yüzünden sakat kalmış çocuk sayısı 6 milyondur.

    -         Savaşta ölen çocuk sayısı askerden sayısından daha fazladır.

    -         Dünyada okula gitme olanaklarından yoksun çocuk oranı Asya %61, Afrika %32, Latin Amerika %7 ve Avrupa %1- 1,5tir.

    -         Çalışan çocukların 150 milyonu sosyal güvencesiz, sağlıksız ve ağır işlerde çalıştırılmaktadır.

     

    Çocuğun tanımlanmış bir yaşı yoktur. Çocuk kısaca gelişmekte olan yurttaştır.

     

    SAYILARLA TÜRKİYE ÇOCUKLARI

    -         Türkiye’de 0-18 yaşında olan çocuk sayısı 28 milyondur.

    -         Her dört çocuktan biri güvencesiz çalışıyor.( 12 yaşından küçük çocuklar çalışamaz. Ama bu madde çıraklık eğitimiyle düzenlenmiştir.)

    -         Kimsesiz çocuk sayısı 700 bindir.

    -         Çocukların %72si ana-baba, %22si öğretmen dayağı yiyor.

    -         Her üç çocuktan biri istismara uğruyor.

    -         Her yüz çocuktan 29’u okula gitmiyor.

    -         Her yüz çocuktan 21’I okuma-yazma bilmiyor.

    -         Özürlü çocuk oranı %9’dur.

     

    Zihinsel özürlü çocuğun anne-baba  istismarı, normal çocuğun anne-babanın istismarından daha fazladır. Anne-babanın olumsuz tada olumlu tutumları ailedeki  diğer kardeş tarafından da taklit edilir.

        

          Yapılan araştırmalara göre 5-12 yaşındaki çocuklar tarafından özürlü çocuklar dışlanmaktadır. Özürlü çocukların da normal bireylerden çok kendileri gibi özür sahibi çocuklarla arkadaşlık kuruyorlar.

     

    ** NE YAPMAK GEREKİR?

    -         Kitle iletişim araçları ve eğitim kurumları etkili biçimde kullanılmalıdır. Örnek: Televizyon dizileri…vb.

    -         Özürlü bireyler için özel eğitimci, uzman ve danışmanlar yetiştirilmelidir.

    -         Sınıf öğretmenleri özürlü çocuk hakkında bilgilendirilmelidir.

    -         Danışmanlık ve eğitim hizmetleri geliştirilmelidir.

    -         Özürlülere yönelik programlarda yaşam becerileri ve mesleki eğitim becerileri kazandırılmalıdır.

    -         Özürlüler toplumun diğer bireylerin yaralandığı imkanlarda yararlanabilmelidir.

    -         Özürlü bireylere uygun eğitim ortamlarının sağlanmasıdır.

     

    Yapılan iki araştırmaya göre; ailelerin gereksinimleri psikolojik destek ve maddiyatdan  çok çocuklarının eğitimiyle ilgilidir. Özellikle evdeki hakkında bilgilendirilmek istemektedirler.

     

    AİLEDE UYUM SÜRECİ

     

    AİLEDE İLK FARKINA VARIŞ:

     

    Aileler sağlıklı bir çocuk beklentisi içinde oldukları için aileler çocuğunun  özürlü olduklarını rahatça farkedebiliyorlar.

     

    Tanılama süreci:  Bireyin  özürüne ad koymadır. Tanılama ikiye ayrılmaktadır.

    Tıbbi tanılama ve eğitsel tanılama.

    TIBBİ TANILAMA: Tıbbi veriler önemlidir. Bireydeki zedelenmenin veya hastalığın nasıl giderileceği düşünülür. Uygulama alanları genellikle hastanelerde yapılmaktadır.

     

    **** aile bu süreçte nasıl yer almalıdır?

     

    EĞİTSEL TANILAMA:  yetersizliğin eğitimi etkilemesindeki süreçtir. Eğitim gereksinimlerini karşılamak ve bireysel eğitim programı hazırlamak kısaca özel eğitime ihtiyacı olup, olmadığını belirlemektir.

     

    **** Eğitsel  tanılama sürecinde ailenin onayı neden gerekmektedir?

    ****  Aile  katılımını nasıl sağlayabiliriz?

     

    ZİHİNSEL OLARAK FARKINA VARIŞ:

    -Eğitilebilir zihin engelliler daha geç farkedilmektedir. Daha çok okul çağında tanımlanabiliyor.

    -         Öğretilebilir zihin engelliler okul çağından önce farkedilmektedirler.

    -         Ağır derecedeki zihin engelliler bebekken farkedilmektedir.

     

    Çocuğun engelli olduğunu nereden anlayabiliriz?

    -         kas becerilerini yapmamasından anlaşılabilir.

    -         Algıda bozukluk yaşadığından  anlaşılabilir.

    -         Geç konuşma vb. sorunlardan  anlaşılabilir.

     

    Yapılan araştırmalara göre aile çocuğunun zihinsel engelli olduğunu öğrendiğinde ilk önce şok geçirmektedir. Yaşanan şoku azaltmak için;

    -         özür açıklandıktan sonra özür hakkında bilgi verilmelidir.

    -         Psikolojik destek sağlanmalıdır.( diğer özürlü çocukların aileleriyle görüştürmek gereklidir.)

     

    UYUM SÜRECİ:

    1-İNKAR:  ailelerin çocuğunu öğrendiği ilk basamaktır. Bu aşamalar bazen yaşanmamaktadır.

    2- ZİHİNSEL OLARAK FARKINA VARIŞ:

    3- ZİHİNSEL VE DUYGUSAL UYUM:

     

    1- İNKAR:

    -         Şok: farklı duygusal tepkilerdir.

    -         Açıkça teşhise inanmama:  doktor gezme davranışı olur.

    -         Teşhis konmamış gibi davranma: bu  konu üzerinde konuşmama

    -         Tedavi arama:

     

    2- ZİHİNSEL OLARAK FARKINA VARIŞ:

    -         Öfke: herşeye karşı öfke olabilir.

    -         Suçluluk duygusu: kendini suçlamadan başlayıp, değişik yerlere isyanda bulunma.

    -         Depresyon: Çok olumsuz sonuçlar ortaya çıkıyor. ( Kendine zarar verme vb…)

    -         Acı ve utanç: kimseyle görüşmeme vb…

    -         Sorumluluk duyma: kendini suçlama vb…

     

    3- ZİHİNSEL VE DUYGUSAL UYUM:

    -         Zamanını ve enerjisini düzenlemeyi  öğrenmek: çocuk ve eğitimini kabul edip, hazırlanma ve düzenlenme

    -         Gerekli ve uygun beklentiler geliştirme: özürlü bireyden özürüne göre beklentiler beklemek.

    -         Eğitimin gerekliliği: Ailenin eğitimin gerekliliğine inanması

    -         Eğitimci ile işbirliği: ailenin varması gereken nokta burasıdır.

     

    Eğitimciler için ailenin hangi aşamada olduğunu öğrenip, aileyi ona göre yönlendirmeliyiz. Ayrıca aile bir an önce eğitimci ile işbirliği aşamasına getirilmelidir.

     

     

    AİLELERE SUNULACAK HİZMETLER:

    -         Ailelere  psikolojik danışmanlığı hizmeti.

    -         Aile rehberliği: bilgi sahibi olmak gerekir. Aileyi kendilerine rehberlik edecek kişilere veya kurumlara yöneltmek.

    -         Aile eğitimi uygulamaları: Öğretmenin yapabileceği en iyi bölüm budur.

     

    AİLE EĞİTİMİNİN AMAÇLARI:

    **** Burada aile eğitiminin amaçları toplumdaki tüm ailelere ne tür hizmet vereceğimizdir.

     

    AİLE EĞİTİMİNİN GENEL AMAÇLARI:

    -         Ailenin ne olduğunu anlatmak. Tüm ailelerin doğum öncesi ve sonrası gelişimi ve eğitimi konusun