b b b b b
Google
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
özel eğitim öğretmeni - Blogcu


Kategorilerim>

Ana Sayfa
  • ANEKDOT KAYIT FORMU
  • AILE EGITIMI
  • ASPERGER SENDROMU
  • ATATURK KOSESI
  • BECERI OGRETIMLERI
  • BEP
  • BUNLARI BILIYORMUYDUNUZ
  • COCUK FELCI
  • COCUK HAKLARINA DAIR SOZLESME
  • DERS OGRETIMLERI CALISMA SAYFALARI
  • DIL GELISIMI
  • DOWN SENDROMU
  • DRAMA-RONT
  • DUYURULAR
  • FENILKETONURI
  • FRAJIL X SENDROMU
  • GORME ENGELLILER
  • HABERLER
  • HASTANE ILKOGRETIM OKULLARI
  • HIDROSEFALI
  • HIPERAKTIF COCUKLAR
  • ISITME ENGELLILER
  • KABA DEGERLENDIRME FORMU
  • KAVRAM OGRETIMLERI
  • KAYNASTIRMA
  • KEKEMELIK
  • MAKALELER
  • OKUL TURLERINE GORE DERS PLANI ORNEKLERI
  • OKULDAN RESIMLER
  • ORTAYA KARISIK
  • OTIZM
  • RAM FORMLARI
  • RETT SENDROMU
  • SEREBRAL PALSI
  • TESTLER
  • TURKCEYI GUZEL KULLANALIM
  • TUVALET EGITIMI
  • UNITE OGRETIMLERI
  • UYGULAMALI DAVRANIS ANALIZI
  • Arsiv

    Linklerim

    kardeş siteokulumYENİ SİTEMdiğer sitemslayt sitemişitme engellilerzihin engellilerözel eğitim öğretmeniözel eğitim öğretmenleriotizmmateryal havuzumengelli videoları

    HÜNER GİDİLEBİLEN YOLDAN DEĞİL ENGELLİ YOLLARI AŞABİLMEKTİR

    ENGELLERİ AŞANLAR:

    BEN İŞİTME ENGELLİYİM, EŞİMİN ENGELİ YOK BİZ 3 YILLIK ARKADAŞLIK NETİCESİNDE EVLENDİK VE 10 YILDIR MUTLU MESUT GEÇİNİYORUZ ÇOK ŞÜKÜR.FİKREN, RUHEN ANLAŞABİLEN BİRBİRLERİNE AŞIK, BİRBİRLERİNİ SEVEN VE HERŞEYDEN ÖNCE KARŞISINDAKİ İNSANA SAYGI DUYAN ÇİFTLER BEDENSEL ENGELİ ASLA GÖRMEZ BENCE...ÇÜNKÜ ONLAR ÖYLE BİR HALE GELİR Kİ BİRİ OLMAYINCA ÖBÜRÜ YARIMDIR, TAMAM OLMALARI İÇİN İKİSİNİNDE OLMASI GEREKİR.TAMAM OLDUKLARI ZAMAN ÜSTESİNDEN GELEMEYECEKLERİ HİÇ BİR ZORLUK ENGEL YOKTUR KARŞILARINDA.SAYGI, SEVGİ, AŞK İŞTE HEPSİ BU...(Selina)


    Zihin Engelliler Öğretmeni

    MySpace

    MySpace

    DİĞER SİTEME DE BAKMANIZI TAVSİYE EDİYORUM
    zihinengelliler.blogspot.com
    BİR MİLLET ENGELLİLERİNE NE KADAR ENGELSİZLİK SUNABİLİYORSA O ÖLÇÜDE GELİŞMİŞTİR.
    ÖĞRENEMEYEN BİREY YOKTUR

    3/4/2007 | Kategori: ATATURK KOSESI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    ATATÜRK, EĞİTİM VE ÖĞRETMENLER

     

         ‘Atatürk, medeni kanunu kabul edip laik anlayışı hakim kıldıktan sonra bütün ağırlığını eğitime verdi.’ Evet, ne kadar da doğru söylemiş Falih Rıfkı Atay. Artık bundan sonrası eğitimin işiydi.

             Peki, nedir eğitimin işi? Eğitimin işi; cumhuriyetin ilk yıllarında, kurulan yeni düzeni bütün topluluğa sindirmekti. Aslında amaç sadece bu değildi. Eğitimin amacı her zaman nesli ilim terbiyesinden geçirmek olmuştur. O dönem de de amaç aslında budur ve bununla beraber nesile yeni düzeni anlatmak, aktarmaktır.

             Eğitimin önemi nerden gelmektedir? Bir milletin hayat mücadelesinde, maddi ve manevi bütün güçlerini artırabilmesi, milli eğitimde yüksek bir düzeye erişmesi ile mümkündür. Yani milletin sürekliliği, dinamizmi, gelişmesi çağdaş uygar seviyesine çıkabilmesi ancak eğitimle mümkündür.

             Atatürk’ün eğitime verdiği önemi öğretmenlere söylediği şu sözler çok güzel anlatmaktadır. ‘…Eski idarelerin en büyük kötülüklerinden biri de irfan ordusuna layık olduğu önemi vermemeleridir. Eğer önem verilseydi, geleceği emanet ettiğimiz sizlere, gelecek kadar güvenilir bir mevki verilmesi gerekirdi. Henüz üç dört senelik hayata sahip olan milli idaremizde irfan ordusu ile layık olduğu kadar ilgilenilememiştir. Fakat buradaki mecburiyeti milletin münevverleri olan sizler elbette ki daha iyi takdir edersiniz. Bütün kuvvetimizi yalnız cephede toplamaya mecbur olduğumuz bu kısa süre içinde tabiatıyla irfan ordusuyla gereğince meşgul olamadık. Lakin Cenab-ı Hakk'a şükürler olsun ki düşman karşısındaki aziz ordumuz için harcadığımız bütün emekler mutlu sonucunu verdi. Artık bundan sonra aynı kuvvet, aynı faaliyet, aynı istekle irfan ordusu için çalışacak ve birincide olduğu gibi bu ikinci ordudan dahi emeklerimizin, faaliyetlerimizin mutlu ve başarılı sonuçlarını aynı parlaklıkta elde edeceğiz.’ Atatürk burada artık öncelikli hedefin eğitim olduğunu çok güzel ve anlamlı şekilde ifade etmiştir.

             Atatürk’e göre eğitim milli, laik, bilimsel olmalı ve yaygınlaştırılmalıdır. Tüm bu özelliklerin gerçekleşebilmesi için ise öğretmenler nitelikli şekilde yetişmelidir, programlar işlevsel olmalıdır, okullar çağdaşlaştırılmalıdır.

             ‘…Yerinde duran bir şey geriye gidiyor demektir. Bir memleketteki azınlık, eğer menfaatini çoğunluğun bilgisizliğinde ararsa umumî felâket muhakkaktır…’

             Ulu önder Atatürk,

    Bu sözlerin içerdiği anlam günümüzde öyle bir tekerrür etmiştir ki özellikle medya vb. yoluyla adeta beyinler yıkanmakta, insan düşünmemeye alıştırılmakta ve tek tip insan ya da medyanın istediği insan tipi oluşturulmaktadır. Aynı şekilde azınlık –sömürücüler, çıkarcılar- adeta halkı istedikleri gibi yönlendirebilmektedirler. Tabi ki bu kitle; ‘okumayan’, ‘düşünmeyen’, ‘düşünme ihtiyacı hissetmeyen, nasıl olursa başkaları bizim yerimize düşünüyor’ diyen halk kitlesidir. Bu halde biz öğretmenlere düşen en büyük görev; bu kadar büyük düşündürtmeme uğraşılarına karşın bizim de onlardan çok daha güçlü bir şekilde, özveriyle; gençleri, geleceğin neslini, düşünen, eleştiren, sorgulayan bir nesil yapmamızdır.

             Atatürk’ün eğitimle ilgili gözlem ve teşhislerini, öneri ve isteklerini tekrar tekrar okumalı iyice öğrenmeli, onların gösterdiği doğrultuda hareket etmeliyiz. . Onları içtenlikle, gereği gibi uyguladığımız zaman ise milletimizin gelişme ve yükselmesi kesinlikle gerçekleşecektir.

                                                                                        

                                                                                        

                                                                                         Berat ÇELİK

    2/4/2007 | Kategori: ATATURK KOSESI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    2/4/2007 | Kategori: ATATURK KOSESI | Kalici Baglanti


    TARİHLERLE ATATÜRK'ÜN HAYATI

      

    1881:
     Selanik'te doğdu.

    1893:
     Askeri Rüştiye'ye girdi ve Kemal adını aldı.

    1895:
    Selanik Askeri Rüştiyesi'ni bitirdi, Manastır Askeri İdadisi'ne girdi.

    13 Mart 1899  :
    İstanbul Harp Okulu Piyade sınıfına girdi.

    1902:
     
    Harp Akademisi'ne girdi ve burada gazete çıkardı.

    11 Ocak 1905 :
    Harp Akademisi'ni Yüzbaşı olarak bitirdi, Şam'a 5. Ordu'nun 30. Süvari Alayı'nda staj yapmak için atandı.

    Ekim 1906 :
    Şam'da Vatan ve Hürriyet Cemiyeti'ni kurdu. Şam'da topçu stajını yaptı ve Kolağası oldu

     23 Temmuz 1908 :
    Meşrutiyet'in ilan edilmesi için çalışmaları.

    31 Mart 1909 :
    31 Mart ihtilalinde Hareket Ordusu Kurmay Subayı olarak çalıştı.

    13 Eylül 1911 :
    Mustafa Kemal, İstanbul'a Genelkurmay'a naklen atandı.

    1911 Kasım 27:
    Mustafa Kemal, Binbaşılığa yükseldi.

    9 Ocak 1912 :
    Mustafa Kemal, Trablusgarp'ta Tobruk saldırısını yönetti.

      27 Ekim1913:
    Mustafa Kemal, Sofya Ateşemiliterliği'ne atandı.

    1 Mart 1914 :
    Mustafa Kemal, Yarbaylığa yükseltildi.

     2 Şubat 1915 :
     
    Mustafa Kemal, Tekirdağı'nda 19. Tümeni kurdu.

    25 Şubat 1915 :
     
    Mustafa Kemal'in Maydos'a gidişi.

     25 Nisan 1915:
    Mustafa Kemal, Arıburnu'nda İtilaf Devletleri'ne karşı koydu.

    1 Haziran 1915 :
    Mustafa Kemal'in Albaylığa yükselişi.

    9 Ağustos 1915 :
    Mustafa Kemal, Anafartalar Grup Komutanlığı'na atandı.

    10 Ağustos 1915 :
    Mustafa Kemal, Anafartalar'dan düşmanı geri attı.

    1 Nisan 1916 :
    Mustafa Kemal'in Tuğgeneralliğe yükselişi.

    6 Ağustos 1916 :
    Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş'u düşman elinden kurtardı.

    20 Eylül 1917 :
     Mustafa Kemal, memleketin ve ordunun durumunu açıklayan raporunu yazdı.

    Ekim 1917 :
    Mustafa Kemal, İstanbul'a döndü.

    26 Ekim 1918 :
     
    Mustafa Kemal, Halep'in kuzeyinde bugünkü sınırlarımız üzerinde düşman saldırılarını durdurdu.

    31 Ekim 1918 :
    Mustafa Kemal'in Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'na atanması.

    13 Kasım 1918:
    Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'nın kaldırılması ve Mustafa Kemal'in İstanbul'a dönüşü.

    30 Nisan 1919:
     
    Mustafa Kemal'in Erzurum'da bulunan 9. Ordu Müfettişliği'ne atanması.

    1919 Mayıs 16:
    Mustafa Kemal, Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrıldı.

     19 Mayıs 1919 :
    Mustafa Kemal, Samsun'a çıktı.

    15 Haziran 1919:
    Mustafa Kemal, 3. Ordu Müfettişi ünvanını aldı.

    21 Haziran 1919 :
     
    Mustafa Kemal, Ulusal Güçleri Sivas Kongresi'ne çağırdı.

    8 / 9 Temmuz 1919 :
    Mustafa Kemal, askerlikten çekildi.

    23 Temmuz 1919 :
    Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Erzurum Kongresi'nin toplanması ve bir Temsil Kurulu seçerek dağılması.

    4 Eylül 1919 :
    Mustafa Kemal'in başkanlığı altında Sivas Kongresi'nin toplanması.

    11 Eylül 1919 :
    Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdafaayı Hukuk Cemiyeti Heyet Temsiliyesi Başkanlığı'na saçildi.

    22 Ekim 1919 :
    Amasya Protokolü'nün imzalanması.

    7 Kasım 1919 :
    Mustafa Kemal, Erzurum'dan milletvekili seçildi.

    27 Aralık 1919 :
    Mustafa Kemal, Heyeti Temsiliye'yle birlikte Ankara'ya geldi.

    20 Mart 1920 :
    İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.

    19 Mart 1920 :
    Mustafa Kemal tarafından Ankara'da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunulması.

    23 Nisan 1920 :
    Mustafa Kemal, Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açtı.

     24 Nisan1920 :
    Mustafa Kemal, Büyük Millet Meclisi Başkanı seçildi.

    5 Mayıs 1920:
    Mustafa Kemal'in başkanlığında ilk Hükümet'in toplantısı.

    11 Mayıs 1920 :
    Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti tarafından ölüm cezasına çarptırıldı.

     24 Mayıs 1920:
    Mustafa Kemal'in cezası Padişah tarafından onaylandı.

    9 / 10 Ocak 1920 :
     Birinci İnönü Savaşı.

    20  Ocak 1921:
    İlk Teşkilat-ı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun esas maddelerinin kabulü.

    30 Mart  / 1  Nisan  1921 :
    İkinci İnönü Savaşı.

    10 Mayıs 1921 :
    Mustafa Kemal tarafından Büyük Millet Meclisi'nde Anadola ve Rumeli Müdafaai Hukuk Grubu'nun kurulması ve Mustafa Kemal'in Grup Başkanlığı'na seçilmesi.

     5 Ağustos 1921 :
    Mustafa Kemal'e Başkumandanlık görevinin verilmesi.

    22 Ağustus 1921 :
    Mustafa Kemal'in yönetiminde Sakarya Meydan Savaşı'nın başlaması.

    13 Eylül 1921 :
    Sakarya Meydan Savaşı'nın kazanılması.

    19 Eylül 1921 :
    Mustafa Kemal'e Mareşallik rütbesinin verilmesi ve Mustafa Kemal'in Gazi ünvanını alması.

     26 Ağustos 1922 :
    Gazi Mustafa Kemal'in Kocatepe'den Büyük Taarruz'u yönetmesi.

    30 Ağustos 1922 :
    Gazi Mustafa Kemal'in Dumlupınar Başkumandanlık Meydan Savaşı'nı kazanması.

     1 Eylül 1922:
    Gazi Mustafa Kemal'in: "Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz'dir, İleri !" emrini vermesi.

     9 Eylül 1922 :
    Türk Ordusu'nun İzmir'e girmesi.

     10 Eylül 1922:
    Gazi Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişi.

    11 Ekim 1922 :
    Mudanya Mütarekesi'nin imzalanması.

    1 Kasım 1922 :
    Gazi Mustafa Kemal'in önerisi üzerine saltanatın kaldırılması.

    29 Ocak 1923 :
    Gazi Mustafa Kemal'in Latife Hanım'la evlenmesi.

     24 Temmuz 1923 :
    Lozan Antlaşması'nın imzalanması.

    9 Ağustos 1923 :
     
    Gazi Mustafa Kemal'in Halk Fırkası'nı kurması.

    11 Ağustos 1923 :
    Gazi Mustafa Kemal'in 2. Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na seçilmesi.

    29 Ekim 1923 :
    Cumhuriyet'in ilan edilmesi.

     29 Ekim1923 :
    Gazi Mustafa Kemal'in ilk Cumhurbaşkanı olması.

     1 Mart1924:
    Gazi Mustafa Kemal'in Büyük Millet Meclisi'nde Halifeliği kaldırması ve öğretimin birleştirilmesi hakkında açış nutkunu söylemesi.

     3 Mart 1924 :
    Hilafetin kaldırılması, öğrenimin birleştirilmesi, Şer'iyeve Evkaf Vekaletiyle (Bakanlığıyla), Erkanıharbiyei Umumiye Vekaletinin kaldırılması hakkındaki yasaların Büyük Millet Meclisi'nce kabul edilmesi.

    20  Nisan  1924:
    Türkiye Cumhuriyeti Teşkilatı Esasiye (Anayasa) Kanunu'nun kabul edilmesi.

    17 Şubat 1925 :
     Aşarın kaldırılması.

    24 Ağustos 1925 :
    Gazi Mustafa Kemal'in ilk defa Kastamonu'da şapka giymesi.

    25 Kasım 1925 :
    Şapka Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.

    30 Kasım 1925 :
    Tekkelerin kapatılması hakkındaki kanunun kabulü.

     26 Aralık 1925 :
    Uluslararası takvim ve saatin kabulü.

    17 Şubat 1926 :
    Türk Medeni Kanunu'nun kabulü.

    1 Temmuz 1927:
    Gazi Mustafa Kemal'in Cumhurbaşkanı sıfatı ile ilk kez İstanbul'a gitmesi.

    15 / 20 Ekim 1927 :
     
    Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet Halk Partisi 2. Kurultayı'nda tarihi Büyük Nutku'nu söylemesi.

     1 Kasım1927 :
    Gazi Mustafa Kemal'in 2. Kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

    9 Ağustos 1928 :
    Gazi Mustafa Kemal'in Sarayburnu'nda Türk harfleri hakkındaki nutkunu söylemesi.

    3 Kasım 1928 :
    Türk Harfleri Kanunu'nun Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmesi.

    15 Nisan 1931 :
     Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Tarih Kurumu'nun kurulması.

    4 Mayıs 1931 :
    Gazi Mustafa Kemal'in 3.kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

    12 Temmuz 1932 :
    Gazi Mustafa Kemal tarafından Türk Dil Kurumu'nun kurulması.

    29 Ekim 1933 :
    Gazi Mustafa Kemal'in Cumhuriyet'in 10. Yıldönümünde tarihi nutkunu söylemesi.

    24 Kasım 1934 :
    Gazi Mustafa Kemal'e Büyük Millet Meclisi tarafından ATATÜRK soyadının verilmesi kanununun kabul edilmesi.

     1 Mart 1935:
    Atatürk'ün 4. kez Cumhurbaşkanlığı'na seçilmesi.

    1 Mayıs 1937:
    Atatürk'ün çiftliklerini Hazine'ye ve taşınamaz mallarını da Ankara Belediyesi'ne bağışlaması.

    31 Mart 1938 :
     
    Atatürk'ün hastalığı hakkında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin ilk resmi duyurusu.

    15 Eylül 1938 :
     Atatürk'ün vasiyetnamesini yazması.

    16 Ekim 1938 :
    Atatürk'ün hastalık durumu hakkında günlük resmi duyuruların yayınına başlanması.

    10 Kasım 1938:
    Atatürk'ün ölümü. (Perşembe, saat: 09.05)

     21 Kasım 1938 :
    Atatürk'ün cenazesinin Etnoğrafya Müzesi'ndeki Geçici Kabre konulması.

    10 Kasım 1953 :
    Atatürk'ün cenazesinin Anıt-Kabir'e nakledilmesi.

     

    1/4/2007 | Kategori: ATATURK KOSESI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    ATATÜRK'ÜN SÖZLERİYLE MİLLİ EĞİTİM

    MİLLİ EĞİTİM

            Eğitimdir ki, bir milleti hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır veya bir milleti kölelik ve yoksulluğa terk eder. Eğitim kelimesi yalnız olarak kullanıldığı zaman herkes kendince istediği bir anlama geçer. Ayrıntılarına girişilirse eğitimin hedefleri, amaçlan çeşitlenir. Meselâ dinî eğitim, millî eğitim, uluslararası eğitim... Bütün bu eğitimlerin hedef ve gayeleri başka başkadır.
            Ben burada yalnız yeni Türk Cumhuriyeti'nin yeni nesle vereceği eğitimin, millî eğitim olduğunu kesinlikle ifade ettikten sonra diğerleri üzerinde durmayacağım. Yalnız işaret etmek istediğim mânayı kısa bir misal ile izah edeceğim: Yeryüzünde üçyüz milyonu geçen islâm vardır. Bunlar ana, baba, hoca eğitimiyle, terbiye ve ahlâk almaktadırlar. Fakat acınarak söylüyorum, gerçek hâdise şudur ki, bütün bu milyonlarca insan kütleleri şunun veya bunun esaret ve horgörü zincirleri altındadır. Aldıkları manevî eğilim ve ahlâk, onlara bu esaret zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini verememiştir, veremiyor.
    Çünkü eğitimlerinin hedefi millî değildir. Millî eğitimin ne demek olduğunu bilmekte artık hiçbir şekilde karışıklık kalmamalıdır. Bir de millî eğitim esas olduktan sonra onun dilini, usulünü, araçlarını da millî yapmak zorunluluğu tartışmadan uzaktır. Millî eğitim ile geliştirmek ve yükseltmek istenilen genç dimağları, bir taraftan da paslandırıcı, uyuşturucu, hayalî fazlalıklarla doldurmaktan dikkatle kaçınmak lâzımdır. 
                                                                                 1925 (Atatürk'ün S.D. II, s. 198)

            Pratik ve kapsamlı bir eğitim ve öğretim için, vatan sınırlarının önemli merkezlerinde modern kütüphaneler, nebatat ve hayvanat bahçeleri, konservatuvarlar, sanat okulları, müzeler ve güzel sanatlarla ilgili sergiler kurulması lâzım olduğu gibi, bilhassa şimdiki idarî teşkilâta nispetle kaza merkezlerine kadar bütün memleketin matbaalarla donatılması gerekmektedir. Bütün bu güzel şeylerin bir an içinde oluşturulması imkânsız olmakla beraber, mümkün olduğu kadar az zaman içinde bu sonuçların elde edilmesi önemle temenniye değerdir.
                                                                                    1923 (Atatürk'ün S.D.I, s.288)

            Türkiye'nin eğitim ve öğretim siyasetini her derecesinde tam bir açıklık ve hiçbir tereddüde yer vermeyen kesinlikle ifade etmek ve uygulamak lâzımdır. Bu siyaset her manasıyla millî bir nitelikte gösterilebilir. 
                                                                                   1924 (Atatürk'ün S.D.I, s. 317)

     

    31/3/2007 | Kategori: ATATURK KOSESI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    ATATÜRK'ÜN PEYGAMBER EFENDİMİZE DUYDUĞU HAYRANLIK

    Atatürk'ün Kuran-ı Kerim'e duyduğu derin sevgi ve saygısı, İslam dininin en saf şekliyle yaşanmasına olan inancı onun dindar yönünü her dönemde ortaya çıkarmıştır. Her zaman gerçek din ile batıl inançlarla dolu gericiliği net biçimde ayıran Atatürk, birçok konuşmasında, samimi ve içten bir şekilde Allah'tan, İslam'dan, Kuran'dan saygı ve bağlılıkla bahsetmiştir. Hz. Peygamberimizi övmüş ve Türk Milleti'ne, gerçek dine sarılmayı ve daha dindar olmayı tavsiye etmiş. Allah'a yönelmede Hz. Muhammed'i rehber göstermiştir:

    "Bütün dünyanın Müslümanları Allah'ın son peygamberi Hz. Muhammed'in gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed'i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet'in hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli. Zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilir ve kalkınabilirler." (Atatürk, Nedim Senbai, A.Ü. Dil, Tarih, Coğrafya Yay., s. 102, 1979)

    Hz. Muhammed'i överek O'nu kendisine örnek alan Atatürk, Hz. Muhammed'in peygamberliğine kesin olarak iman etmişti. Hz. Muhammed'e duyduğu hayranlığı ve O'nun peygamberliğini heyecanla anlattığı bir sırada yanında bulunan M. Şemseddin Günaltay, Ata'nın o anki halini şöyle anlatmıştır:

    "... Atatürk'ün denizlerden renk alıp renk veren gözleri, masanın üzerinde serili haritaya dikildi ve beni kolumdan tutarak masanın başına çekip parmağını bir noktaya dikti. Bu, kendi elleriyle çizdikleri bir askeri harita idi ve Hz. Muhammed'in büyük Bedir Cengi'ni adım adım gösteriyordu. Hz. Muhammed'e ve O'nun peygamberliğine kadar, büyük askeri dehasına hayran olan eşsiz Sakarya Galibi, Bedir Galibi'ni göklere çıkarırken, "O'nun Hak Peygamber olduğundan şüphe edenler, şu haritaya baksınlar ve Bedir destanını okusunlar" diye heyecanlandı.

    Ata'nın son sözü şu olmuştu:

    - Hz. Muhammed'in bir avuç imanlı Müslümanla mahşer gibi kalabalık ve alabildiğine zengin Kureyş ordusuna karşı Bedir meydan muharebesinde kazandığı zafer, fani insanların karı değildir, O'nun Peygamberliğinin en kuvvetli delili işte bu savaştır. (Atatürk ve Din Eğitimi, Ahmet Gürbaş, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, s.28)

    Atatürk"ün Hz. Muhammed'e duyulacak sevgiyi tarif ettiği sözleri ise şöyledir:

    "Büyük bir inkılap yaratan Hazreti Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak onun ortaya koyduğu fikirleri, esasları korumakla tecelli edebilir."

     

    29/3/2007 | Kategori: ATATURK KOSESI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti




    <<Önceki Yazılarım
    |1/53|Sonraki Yazılarım>>

    İletişim Formu(görüş, öneri ve isteklerinizi bekliyorum)

    Adınız:
    E-posta adresiniz:
    Mesajınızı ilgilendiren konuları seçiniz: Öneri
    Şikayet
    İstek
    Yorumlarınız / mesajınız:

    Eğitim ve Eğitim Veren Kurumlar Bedava100.Net -Genel Türk Web Siteleri Bedava Oyunlar Vynet AramaniA=Arama Motorunuz iddaa islami Linkler webZirve.com Toplist Bloglar Alemi Google Reklam Powered by MyPagerank.Net