b b b b b
Google
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
özel eğitim öğretmeni - Blogcu


Kategorilerim>

Ana Sayfa
  • ANEKDOT KAYIT FORMU
  • AILE EGITIMI
  • ASPERGER SENDROMU
  • ATATURK KOSESI
  • BECERI OGRETIMLERI
  • BEP
  • BUNLARI BILIYORMUYDUNUZ
  • COCUK FELCI
  • COCUK HAKLARINA DAIR SOZLESME
  • DERS OGRETIMLERI CALISMA SAYFALARI
  • DIL GELISIMI
  • DOWN SENDROMU
  • DRAMA-RONT
  • DUYURULAR
  • FENILKETONURI
  • FRAJIL X SENDROMU
  • GORME ENGELLILER
  • HABERLER
  • HASTANE ILKOGRETIM OKULLARI
  • HIDROSEFALI
  • HIPERAKTIF COCUKLAR
  • ISITME ENGELLILER
  • KABA DEGERLENDIRME FORMU
  • KAVRAM OGRETIMLERI
  • KAYNASTIRMA
  • KEKEMELIK
  • MAKALELER
  • OKUL TURLERINE GORE DERS PLANI ORNEKLERI
  • OKULDAN RESIMLER
  • ORTAYA KARISIK
  • OTIZM
  • RAM FORMLARI
  • RETT SENDROMU
  • SEREBRAL PALSI
  • TESTLER
  • TURKCEYI GUZEL KULLANALIM
  • TUVALET EGITIMI
  • UNITE OGRETIMLERI
  • UYGULAMALI DAVRANIS ANALIZI
  • Arsiv

    Linklerim

    kardeş siteokulumYENİ SİTEMdiğer sitemslayt sitemişitme engellilerzihin engellilerözel eğitim öğretmeniözel eğitim öğretmenleriotizmmateryal havuzumengelli videoları

    HÜNER GİDİLEBİLEN YOLDAN DEĞİL ENGELLİ YOLLARI AŞABİLMEKTİR

    ENGELLERİ AŞANLAR:

    BEN İŞİTME ENGELLİYİM, EŞİMİN ENGELİ YOK BİZ 3 YILLIK ARKADAŞLIK NETİCESİNDE EVLENDİK VE 10 YILDIR MUTLU MESUT GEÇİNİYORUZ ÇOK ŞÜKÜR.FİKREN, RUHEN ANLAŞABİLEN BİRBİRLERİNE AŞIK, BİRBİRLERİNİ SEVEN VE HERŞEYDEN ÖNCE KARŞISINDAKİ İNSANA SAYGI DUYAN ÇİFTLER BEDENSEL ENGELİ ASLA GÖRMEZ BENCE...ÇÜNKÜ ONLAR ÖYLE BİR HALE GELİR Kİ BİRİ OLMAYINCA ÖBÜRÜ YARIMDIR, TAMAM OLMALARI İÇİN İKİSİNİNDE OLMASI GEREKİR.TAMAM OLDUKLARI ZAMAN ÜSTESİNDEN GELEMEYECEKLERİ HİÇ BİR ZORLUK ENGEL YOKTUR KARŞILARINDA.SAYGI, SEVGİ, AŞK İŞTE HEPSİ BU...(Selina)


    Zihin Engelliler Öğretmeni

    MySpace

    MySpace

    DİĞER SİTEME DE BAKMANIZI TAVSİYE EDİYORUM
    zihinengelliler.blogspot.com
    BİR MİLLET ENGELLİLERİNE NE KADAR ENGELSİZLİK SUNABİLİYORSA O ÖLÇÜDE GELİŞMİŞTİR.
    ÖĞRENEMEYEN BİREY YOKTUR

    BİR ÖĞRETMENİN ANISI

    Okulun ilk gününde 5. sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı derecede  sevdiğini söyledi. Ancak bu imkânsızdı, çünkü ön sırada oturduğu yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz isimli bir erkek çocuk vardı. Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa’yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi oynamadığını,  elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli dolaştığını gözlemişti. Ek olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle bir noktaya geldi ki, Bayan Mediha onun kâğıtlarını büyük kırmızı kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x) yapmaktan ve kâğıdın üstüne büyük F harfi (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu. Bayan Mediha’nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi gerekiyordu ve Mustafa’nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı. Mustafa’ nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok eğlenceli. İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evdeki yaşamı mücadele içinde geçiyor. Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: Mustafa’nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve eğer bazı adımlar atılmazsa evdeki yaşamı yakında onu etkileyecek.

    Mustafa’nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı: "Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor. Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı. Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kâğıtlara sarılmış hediyeleri getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa’nın hediyesini alıncaya kadar bu böyle devam etti. Mustafa’nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kâğıdı ile beceriksizce sarılmıştı. Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında açmaktan acı duydu. Bayan Mediha paketten, taşlarından bazıları düşmüş yapma elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu söylemek için kaldı.  “Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz”. Çocuklar gittikten sonra, Bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı. Bunun yerine, çocukları eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa’ya özel ilgi gösterdi. Onunla çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıftaki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri oldu.

    Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa’dan bir not buldu,  ona tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu. Altı yıl sonra Mustafa’dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı. Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını, sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha’nın tüm yaşamındaki en iyi ve en favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup, onun hala  karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi ismi biraz daha uzundu. Mektup söyle imzalanmıştı,

    Prof. Dr. MustafaYılmaz (Tıp Doktoru) Öykü burada bitmiyor.  Ortaya çıkan başka bir mektup var. Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan Mediha’nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu?

    Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa’nın annesinin süründüğü parfümden sürdü. Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha’nın kulağına şöyle fısıldadı, "Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim. Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim" Bayan Mediha, gözlerinde yaşlarla fısıldadı, söyle dedi, “Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana  öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum" .

    Birinin Hayatında Bir Fark Oluşturmaya Çalışın 

    Kaynak
    http://www.gcn.org.tr

    1/2/2008 | Kategori: ORTAYA KARISIK | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    Zihinsel Engelli Sporculara Tüketiciden Destek

    Migros ve Procter&Gamble (P&G) işbirliği ile zihinsel engelli sporcuların yetişmesine katkı sağlamak amacıyla başlatılan Özel Olimpiyatlar kampanyasının 4. yılında, toplam 3,5 milyonun üzerinde tüketici destek verdi.

    Kampanya çerçevesinde, Migros mağazalarından P&G ürünleri satın alan duyarlı tüketiciler, toplam 2 bin zihinsel engelli sporcunun yetişmesine katkı sağlamış oldu.

    ZİHİNSEL ENGELLİ SPORCULARA 3,5 MİLYONUN ÜZERİNDE TÜKETİCİDEN DESTEK

    Migros ve P&G işbirliği ile 4 yıldır, zihinsel engelli sporcuların yetişmesi amacıyla düzenlenen Özel Olimpiyatlar kampanyası tüketicilerin desteğiyle büyüyor. Kampanya ile bugüne kadar toplam 2 bin zihinsel engelli sporcunun tüm engellere rağmen hayata bağlanmasına ve başarmasına katkıda bulunuldu. Bu yıl 26 Nisan'da başlayan ve Haziran sonuna dek süren kampanya kapsamında, tüm Migros mağazalarından Ace, Alo, Ariel, Blendax, Discreet, Duracell, Gillette, Head & Shoulders, İpana, Koleston, Mr. Proper, New Wave, Oral-B, Orkid, Pantene, Prima, Pringles, Rejoice ve Wella markalı P&G ürünlerini satın alan 3,5 milyonun üzerinde duyarlı müşteri zihinsel engelli sporcuları başarıya bir adım daha yaklaştırdı.

    “Siz olmadan bir eksik, desteğinizle bir fazlayız” sloganı ile yola çıkan kampanya ile desteklenen zihinsel engelli sporculardan 10'u, 7-10 Haziran tarihleri arasında, Finlandiya'nın Helsinki kentinde düzenlenen ve 16 ülkeden takımların katıldığı “Avrupa Futbol Turnuvası”nda yarışarak 2. oldular. Türkiye'ye gümüş madalya kazandıran özel sporcuların isimleri şöyle; Bahadır Özaltun, Akın Akdağ, Burak Şahin, Rıdvan Burgaz, Yakup Korkut, Barış Dikmen, İlker Arık, Ahmet Ramoğlu, Süleyman Taner Öksüz ve Taner Ateş.

     

     

    19/7/2007 | Kategori: ORTAYA KARISIK | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    İKİ LİMON FİDANI

     

                Bir bahçıvanı aynı ağacın çekirdeklerinden çıkan ve aynı zamanda aynı ağaçtan aşılanmış iki limon fidesi almış. Birisini bahçeye güneş gören bir açıklığa dikmiş. Diğerini de bir saksıya dikip salona koymuş. Bahçıvan iki limon fidesine de son derece itinayla bakım yapıyormuş. Sularını, gübrelerini zamanında eksiksiz veriyormuş.

                Aradan 3 yıl geçmiş bahçedeki fidan büyümüş serpilmiş meyve veren bir ağaç olmuş. Salondaki fidan sağlıklı gibi görünüyormuş ama bodurlaşmış, henüz meyveden de eser yokmuş. Birkaç yıl sonra salondaki fidan da çiçek açmış meyve tutmuş. Meyveler olgunlaştığı zaman bahçıvan iki kardeş fidanın meyvelerini eline almış bahçedeki limon ağacının meyvesi iri, sulu ve az çekirdekliymiş. Salondaki limon fidanının meyvesi ise küçük, susuz ve içi çekirdek doluymuş.

     

                Not: Çocuklarımızın gelişiminde çevresel faktörlerin önemi konusunda görüşlerinizi sabırsızlıkla bekliyorum.

     

     

    3/4/2007 | Kategori: ORTAYA KARISIK | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    Rehabilitasyon Merkezleri Soyguncu mu?

     

    Rehabilitasyon merkezleri soyguncu mu?

    Evet ;

    Rehabilitasyon merkezleri kanayan bir yarayı sararken “Rehabilitasyon da soygun”  haberi de nihayet geldi ..... "

    Kral çıplak" biliyoruz ama ,Soygun var mı.?

    Ateş olmayın yerden duman tüter mi?

    Peki ateş nerede ve neden yanamıyor da tütüyor .Sonundan önce başında söyleyelim ; ateş yeni yandığı için tütüyor ve sönmez  umarız.

    Rehabilitasyon merkezleri teker teker açılırken,kimimiz çalışanı,kimimiz velisi ,kimimiz işvereni olarak çeşitli sorunlar yaşanıyor evet.

    Ama teker teker yaşanılan sorunların anatomisini çıkartmadan "ateşin ve dumanın" davranışını  saptamak da mümkün değil.

    Rehabilitasyon.com a na sayfadan Editör Kerim yapar imzasıyla gönderilen haber şöyleydi ; 


    Rehabilitasyonda soygun
    Özürlüler yasası uygulamaları ile ilgili bir değerlendirme yapan Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcı Kemal ÖZER; “Rehabilitasyon merkezi, veli ve doktor üçgeninde devlet soyuluyor. Gerçek hak sahipleri ise bu imkandan gerektiği gibi yaralanamıyor” dedi.

    Birincisi ilk suçlama ya sorularla yanıt vermeyi deneyelim.

    Gerçekten hak sahipleri  yararlanamıyor mu ?

    Peki doktorlar veli ve rehabilitasyon merkezi niye birleşmişler ?

    Rehabilitasyon merkezi raporları olanların kağıtlarını vererek  ücreti tahsil etmiyor mu.Aile bunu bilmiyor mu?

    Veliler yeterli eğitimi alamıyor mu?O zaman veli merkezini niye değiştirmiyor?

    Rehabilitasyon merkezi parayı alıp da ögrenci mi  okula gitmiyor.?

    Velilerin rehabilitasyon merkezlerinden talep ettikleri eğitim gerçekten verilmesi gereken mi?

    .Böylesi büyük bir sosyal hizmet etkinliğinin sosyal hizmetler tarafından denetlenmemesi kimin suçu?

    Bir ailede engelli  iki üç çocuk olan bölgeler varsa kaynaklarına eğilinmesi gerekmiyor mu.?

    Kimi bölgelerdeki aşırı talebin nedenine iniliyor mu?Kimi bölgelerdeki yoğun taleb kaynağı sınırlamak amacıyla sağlık bakanlığı tarafından takip edilmiyor mu?Çatılar birleşince sağlık eve eğitimin koordinasyonu kalkıyor mu?

    Engelli çocuk sahibi olmanın aileler tarafından istismarı yapılıyor mu?

    Söz gelimi ,bir Aile bir rehabilitasyon merkezi ile ilişkiye girerek verilen ücretin anlaşılacak kadar kısmını paraya tahvil edebiliyor mu ?

    Özellikle Anadoluda bir çok kentte okula gelen raporlu aileye bir harçlık verildiği bir gerçek Kiranın ve eğitimci ücretinin düşük olduğu yerlerle büyük kentler  arasında  rehabilitasyon merkezi işletenler  bakımından aralarında  bir haksız rekabet ortamı yok mu ?.

     .Burada suç kimin?  

    Ailenin çocuğunu okula kaydettirip bir miktar parayı rehabilitasyon merkezinden alması olayı kırsal kesimde yapılabiliyor.Hatta rekabetin yapılma biçimi bu. 

    .Çocuk eğitime davam ediyorsa bu yine aile ile okul orasındaki bir anlaşma ve buna soygun denir mi?Yoksul aile parayı yine çocuğuna harcıyor mu?

    Yine de Doğru olmayan bir şeyler olduğu ve bir koku çıktığı bir gerçek

    Peki  bu duruma ne neden oluyor

    Haber şöyle sürüyor;

    "Kemal Tüketiciler Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Şube Başkanı Kemal ÖZER; konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada şu görüşlere yer verdi "

    “Uzun yıllar beklenen ancak toplumsal talebi karşılamaktan uzak olması nedeniyle eleştirilen Özürlüler Yasası’nın iyileştirme ve özel eğitime ihtiyaç duyan, zihinsel ve bedensel engelli çocukların toplumsal hayata katılımı ve engellilerin bireysel, toplumsal ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik olarak verdiği yardımın, tamahkar özel rehabilitasyon eğitim kurumlarınca uygunsuz raporlarla sabote edildiği gözlenmektedir. "

    Yani çocuklara rapor alınıyor .Eğitilebilir ya da öğretilebilir düzeyde raporlar alınıyor.Öğrenme güçlükleri raporları zor çıkıyor elbette.

     Biliyoruz ki eğitimin yayılmadığı, okulların olmadığı yerlerde artık rehabilitasyon merkezleri var.

    Ana okullarına yapılmayan yardımın rehabilitasyon merkezlerine yapılması belki gerçekten eğitimde çarpıklığa neden olan bölüm.

    Ama rehabilitasyon merkezlerinin bunda suçu ne.?

    Rehabilitasyon merkezleri aslında devletin giremediği eğitimin devlet sübvansiyonu ile girebildiği önemli bir eğitim kurumu modeli oluşturmuyor mu?Keşke anaokulları için de bir ücret ödenebilse ilkokullar için de ödenebilse .

    Rehabilitasyon merkezleri sayesinde devletin ulaşamadığı yerlere özel sektör aracılığı ile eğitim ulaşmış olmuyor mu.?

    İlkokul eğitimini çeşitli gerekçelerle rehabilitasyon merkezinde alan bir çok çocuğumuz var

    Rehabilitasyon merkezlerinin okul işlevini dışlamak her zaman yanlışlara sebep olur.

    Rehabilitasyon merkezinin sağlık ve eğitim kuruluşu olması arasındaki denge de sorunlar herzaman vardır.Rehabilitasyon merkezlerinin sağlık ve eğitim sektörü arasında gidip geldiğini düşünürsek "engelliler için bakımevi " havasının verilmemesi gerekir.Ama her sektörün iyisi kötüsü vardır.

    Bu yüzden rehabilitasyon merkezleri soyguncu olabilir mi.?

    Eiğitimin kordinasyonunun ve kalitesinin ehliyetsiz ve eğitimsiz kuruculara bırakılması sorunu vardır.Kurucuların denetlenmemesi sorunu vardır.Ama velilerimiz özellikle büyük kentlerde denitimleri ile bu sorunu çözmüşlerdir .Ama elimizde önemli bir rehabilitasyon merkezi geçmişi, uygulama tarihi var mı denetleyiciler kimler olacak.

    Zimmet defterine bakmak,yangın kovalarının boyasına bakmak dışında bir denetlemeden sözediyoruz tabii ki..

    Devlete yakın olanların avantajlı olması Ram Müdürleriyle  iyi geçinen eşraftan birilerinin açtığı rehabilitasyon merkezlerinin kendine daha çok çocuk olması da Anadoluda artık vaka-ı adiyeden sayılıyor zaten. 

    Savcılık çalışması yaptığı izlenimi veren Özer'e yine kulak verelim

    Tüketiciler Birliği ile İnsan Hakları Kurulları’na intikal eden şikayetler sonrası yapılan müfettiş incelemeleri sonrasında; mantar gibi çoğalan özel rehabilitasyon eğitim kurumlarının, önemli bir kısmının, yeterli uzman ve teknik donanımdan yoksun olduğu, özel eğitim kurumlarından bir kısmının velilerin bilgisizliğinden yararlanarak anlaştıkları.....

    Buyrun size bir ülke manzarası .Mantar gibi çoğalma kimilerinin dikkatini çekmiş demek ki.Hiçbir eğitim türüne gösterilmeyen ilgi sonucu nispeten az sermaye gerektiren rehabilitasyon merkezinde  peşin devlet parasının tadı başka tabii..

    Yeterli uzman ve teknik donanımdan yoksun olduğu........

    Aslında bir yanıyla doğru bir önerme.Ama devlet denetimi ile yapılan rehabilitasyon merkezlerindeki o iki buçuk yaş park setini görmek oranın ne denli donanım meraklısı olduğunu göstermiyor mu.

    Diğer yandan "Rehabilitasyon merkezini eğitim vermiyor" gerekçesi ile şikayet eden kişilerde gerek çocuklarını gerek kendilerini baskı alan bir patoloji aranmamalı mı?

    Evet rehabilitasyon merkezlerinin çoğunluğunun bir donanım sorunu vardır.

    Büyük yaşın çoğunlukta olduğu bir yerde yalnız iki buçuk yaşa önem verilmesi (!),10 yaş çocukları küçük yaş parklarında sallanmak istedikçe azarlanmaları görülmeyen bir vaka değil.

    Çoğunlukla küçük yaş çocuk parkı göstermelik olarak her yere kurulmuştur .

    Küçük bir tahter*******li ,bir miki resmi küçük bir salıncak  ucuz bir malzeme."Sınıflarda bilgisayara ne gerek var.Suluboya tüketimi yapılmasa da olur ,MR lar ne anlarlar.Resime ne gerek var,ne yapacaklar parmak boyayı pastel boyayı çeşitli kalınlıklarda çiviler boncuklar ne işe yarar ki "anlayışı zaten kendimizi bildik bileli  yaygındır.

    .Ama heryerde  böyle midir.?Bilgisayarla eğitimi de beğenmeyen top atıp tutmaya hayır demeyen veli de yok mu?.

    Tükitici derneği açısından konuya bakınca "öğrenci her zaman haklıdır ama veli olmayabilir de" diyemez miyiz?

    MEB ebağlı rehabilitasyon merkezlerinde önemli bölümlerinin milli eğitimin isteklerince luzumsuz kullanımı dikkat çekicidir.

    Çocuklara günlük işlerin verildiği etkinlik alanları göstermeliktir.

    Folklor,hobi etkinlikleri,iş eğitimi düzeyi ne durumda.

    Eğitimde pisikolojik hizmet ne durumda?

    Tüm bunlar bir çeşit donanımsızlıktır .

    Ama bir gecede düzelecek bir durum da değildir.

    Diğer yandan Öğrenme bozukluğu olan bir çok normal çocuk neden rehabilitasyon merkezlerine gitmemeli.Bu doktor milli eğtim ve ailenin bir komplosu olarak mı açıklanmalı Bulguları saptayabilecek olan milli eğtim adilce dağıtımı yapabiliyor mu ?Öğrenme bozukluklarında dislekside raporlarda yanılgı payının olması mı rehabilitasyon merkezlerini güç durumda bırakıyor

    Diğer yandan çocuklara  Uzun vadeli bir katkısı   olan rehabilitasyon merkezleri sağlık kuruluşları mı ki kısa vadede çözüm bulmadığı için suçlanıyor

    Okulların rehberlik servislerinin olmadığı yerlerde psikolojik hizmet alacak normal çocuklara "Merkez para kazanmasın yeterince kazanıyor zaten "diye mi rapor verilmemeli.

    Okul öncesi bir çok sorun yaşayan aile bu devlet sübyansıyonundan yararlanmamalı mı?

    Rehabilitasyon merkezleri aslında eğitimimizin bir çok hatasına dershaneler gibi yama yaparken para kazanılacak diye bir kıskançlık mı sözkonusu...

    İşletmeciler açısından sorunlar yaşanabilir.Ama eğitim bir katılım sosyalleşme ve gelişim sürecidir.

    Zaman içinde iyi işletmeciler de gelişecektir.Bir yandan da şu an sektör de engelli ailelerinin ve yakınlarının dışında sütten ak çıkan kalmıyor.

    Eğitimbilimin E sinden anlamayan bir kesimin yönetici olduğu koşullarda gelişim yavaş ilerleyebilir ama karamsar olmak ve onlara soyguncu demek anlamsızdır.Donanımsızlık  lık eğitimsizlikten kaynaklanıyor olamaz mı ,eğitmesi gereken kim?

    Demek ki zamana gereksinimimiz var.

    Rehabilitasyon merkezinde yeterli eğitim alamadım diyen bir veliye tüketici derneğinin yaklaşımı da ilginç bir tüketicilik....

    Rehabilitasyon merkezlerinde PDR fizyoterapist dışında özel eğitim öğretmenliği mezunları ilkokullardan yetişmiş sertifikalı sınıf öğretmenleri okul öncesi eğitimi öğretmenleri,  çocukgelişimcileri hepsi işinin uzmanıdır.

    Ve çocuklarla başarılı çalışmalar yaptıkları yakın gelecekte daha da gözükecektir.

    Sorun uzmanların olup olmaması mıdır?

    Rehabilitasyon merkezlerinde eğitimin öğretim kadar önem kazanması çocuklara ailenin ve toplumun doğru yaklaşımının sağlanması gerekmiyor mu.?Okulun veli kararlarına göre gitmemesi Veliyi eğiterek çocuğu geliştirmesi.Çocuklarımıza "özürlü" "defolu" muamelesi yapılmaması Onların istismar edilmemesi bir sorundur.Ama rehabilitasyon merkezlerine özgü değil ulasal bir eğitim sorunudur.

    , özel eğitim kurumlarından bir kısmının velilerin bilgisizliğinden yararlanarak anlaştıkları doktorlar ve psikologların yardımı ile özel eğitim müdürlükleri yetkililerinin görmemezlikleri, zihinsel engeli olmayan çocuklar için raporlar aldıkları, yasa gereği yapılan yardımın gerçek hak sahiplerinin dışında hak sahibi olmayan kimselere de kullandıkları tespit edilmiştir

    Doğrudur,tespit edilmesi büyük olasılık...

    Öğrenme bozuklukları zihin engeli teşkil etmez ama rahat rapor alabilmelidir.Merkezler kazanacak diye kimilerinin işgüzarlık yapıp gereksinim sahibi çocuklara rapor vermedikleri de bir gerçektir.

    Bu konuda partizanlık suçlamasının kokusu da  tütmektedir.İktidara yakın çevrelerin rehabilitasyon merkezleri daha rahat rapor ve çocuk alabilmektedir.Meb yetkilileri tüm devlet memurları gibi haklı olarak iktidardan korkmaktadır.Ve bu öyle ya da böyle pek değişecek gibi değildir.

    Ne ki rapor vermedikleri  çocukların bireysel eğitime gereksinmesi yok demek değildir.

    Rehabilitasyon merkezleri bireysel eğitim veren kuruluşlar olarak düşünülmedikçe de benzeri hatalar yapılabilecektir.

    Belden aşağısı hiç tutmayan,köyünde ilkokulu olmayan bir çocuğa MR değilse rapor verilmemeli mi? O çocuk ilkokula gidemiyorsa ve bu raporu veren kurumlar onun masraflarını  ilkokula göndermiyorsa bu yanlışı yine de düzelten rehabilitasyon merkezleri değil mi.

    Bir çok söylentiye asıl neden konu Para gibi gözüküyor.Dağdan,köylerden dolaşarak çocuk toplayıp rapor alan rehabilitasyon merkezinin suçu ne?

    Çocukların ihtiyacı olan bir yerde ,dağdan engelli çocuk toplamak cezelandırılmalı mı ödüllendirilmeli mi?.

    Para aileye değil okula veriliyor.

    Bu durum her söylentiyi doğurabiliyor.

    Çocuğun parasının rehabilitasyon merkezine verilmesi doğru mu?

    Bu parayı isteyen veli isterse vergisini ve kağıtlarını tamamlamış eğitimciler ya da kendini kabul ettiren okullara verebilmeli mi?

    Rehabilitasyon merkezlerinin sosyalizasyon etkisi eğitimsel olarak neredeyse en alt plana çekilmişken öğretim dışında genel eğitimleri hem asgari hem askeri :)düzendeyken ,yine de

    Raporu olan bir çocuğun bir eğitim kurumuna gitmesi kötü mü.?

    .

    Rehabilitasyşon merkezlerinin MEB çatısı altındaki sağlık ocağı görünümü çeşitli lafları getiribiliyor demek ki?

    Eğitim ve sosyal güvenlik sistemindeki gecekondu yapı tabii dikkat çekiyor Yazı şöyle devam ediyor


    Sosyal Güvenlik kuruluşlarının, bakıma muhtaç, sigortalı veya yakınlarına bakım katkısı bile sunmadığı bir ülkede;

    Evet okul öncesi eğitimin yaygınlaşmadığı bir ülkedeyiz.İlkokul eğitim sistemimiz tarihi bir yıkıntı.Okullaşmamız mutant bir dev gibi .Ama rahabilitasyon merkezlerinin bulunmaması gerektiren bir gerekçe değil bu.Paranın direkt olarak onlara verilmesinin getirdiği bir rahatsızlık her yönüyle dikkati çekiyor;

    özel eğitim kurumlarının devletçe sağlanan bu yardımı suistimal ederek, gerçek hak sahiplerine verilmesi gereken sağlıklı eğitim yerine, yasanın bir rant aracına dönüştürülmesi; gerçek hak sahiplerini mağdur etmekte, kamu vicdanını yaralamakta ve hazinin haksız olarak kayba uğratılmasına neden olunmaktadır.

    Evet kıskanlıçlık kokuları tüten yine paranın aileye değil merkeze  verilmesinden gelen bir şikayet.Ücret Aileye verildiği koşullarda sosyal hizmetlere iş düşecek .Sosyal hizmet kurumunun bunca az kullanılması da yine bir gelişim sorunumuz.

    Öte yandan söz konusu uygulamalar dürüst çalışan özel rehabilitasyon eğitim kurumlarını da zan altında bırakarak, bu alandaki siyasal iktidarca sağlanan iyileştirme gölgelenmektedir. Bu tür haksız uygulamalar, daha sağlıklı iyileştirmeleri engellediği gibi toplum yararına harcanması gereken milletin vergilerini, bazı küçük çıkar gruplarınca hortumlanmasına da neden olmaktadır. 

    Özel eğitim veren kuruluşlar bir başka adıyla bireysel eğitim veren kuruluşlar gerçekten yeterince baskı altındadır.Bir yandan kısa vadede çözüm isteyen veli

    Diğer yandan veliye kendini beğerdirme ve öğrenceyi tutma isteği

    Ramlardan rapor çıkarma şeklinde bir hendekten atlama

    Diğer yandan gerçekten eğitim yapabilme isteği

    Rehabilitasyon merkezlerini sarmıştır.

    Rehabilitasyon merkezlerinin para kazanması sorun yaratıyorsa ki öyle görünüyor;kazanmalıdır.Aynı işte yurt dışı yıllık ücretlerin 90 bin poundlarda gezirdiği bir dünyada işine gönül verenlerin aldıkları üç beş kuruş kimseye çok gelmemelidir.

    Çalışılarak  elde edilen kazanç hortum mudur?

    Bu nedenlerlerle kamu yöneticileri daha duyarlı ve dikkatli davranarak denetimleri sıklaştırmalı; sağlık sorunu olmayan çocuk velileri, doktorları, psikologları ve Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim Müdürlüklerinin yetkilileri bu tür çıkar gruplarının kötü niyetinin aracıları olmamalıdırlar.

    Denetim denetim denetim.Kim ne kadar bilgisiyle neyi denetliyorsa .Yapılan denetimler yeterli ve sorun çözülmüyor .Bazı mali düzenlemeler yapılsa halk denetimi yapıyor zaten..Engelli derneklerinde STK havası ne kadar vardır diye de sormamız gerekir gerekir tabii.Bezik severler derneği adında kumarhane işletmek mümkün olduğu gibi "engelli derneği" adına rehabilitasyon merkezi işletmek de ticari bir gerçekliktir.

    Milli Eğitim Müdürlükleri ve Sosyal Hizmetler Müdürlüklerinin de toplumsal bilincin oluşması ve velilerin doğru bilgilendirilmesi yönündeki eksiklikleri giderici adımları derhal atmaları,

    konusuna da

    amin.....

     diyelim

    Montaigne eğitim için "bir ateş yakmak" tır der.

    Ateş yanarken duman tütmesi doğaldır

    Rahabilitasyon merkezleri soyguncu mu?

    Rahatsızlıkları gidermek için suçlama yapmak eğitimsel mi?

    Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar mı?

    Ne dersiniz ?

    Kaynak: www.blogcu.com/otism

     

    3/4/2007 | Kategori: ORTAYA KARISIK | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    BANA ENGELLİ DİYORLAR……………..

     

     

    Bana engelli diyorlar…..

    Görmüyormuşum hiçbir şeyi !

    Beyaz asam ile sendeleyerek yürürken yolda,

    Duyuyorum nasıl da gülüyorlar bana…

     

    Bana engelli diyorlar…..

    Duymuyormuşum kimseyi!

    Ne olur birkaç defa tekrarlasalar aynı cümleyi?

    Duyamıyorum ama görüyorum bana sıkıntıyla bakan gözleri….

     

    Bana engelli diyorlar….

    Düşünemiyormuşum herkes gibi !

    Ama bilmiyorlar ki annemin her damla göz yaşının içime işlediğini…..

     

    Bana engelli diyorlar….

    Yürüyemiyormuşum insan gibi !

    Ama unutuyorlar,

    Sürünerek te olsa daha zor şartlarda yapabildiğimi her işimi….

     

     

    Bana engelli diyorlar…….

    Konuşarak anlatamıyormuşum derdimi !

    Ah bir bilseler !

    Su isteyemediğim için susuz uyuduğum geceleri….

     

    Bana engelli diyorlar…

    Halbuki beni görmemek için;

    Gözlerini kapatıyorlar,

    Kulaklarını tıkıyorlar,

    Yollarını değiştiriyorlar……

    Ben konuşmak isteyince;

    Susuyorlar !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

    Ama bana engelli diyorlar!!!!!!

     

    Sizler verin cevabını;

    Ben engellerimi aşmak için azimli davranırken,

    Bana yeni engeller koymaya ve beni etiketlemeye,

    Kimin var hakkı ?????????

     

     

                                                                                                  Sevil ÖNAL

                                                                                      Zihin Engelliler Öğretmeni

     

     

    2/4/2007 | Kategori: ORTAYA KARISIK | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti




    <<Önceki Yazılarım
    |1/53|Sonraki Yazılarım>>

    İletişim Formu(görüş, öneri ve isteklerinizi bekliyorum)

    Adınız:
    E-posta adresiniz:
    Mesajınızı ilgilendiren konuları seçiniz: Öneri
    Şikayet
    İstek
    Yorumlarınız / mesajınız:

    Eğitim ve Eğitim Veren Kurumlar Bedava100.Net -Genel Türk Web Siteleri Bedava Oyunlar Vynet AramaniA=Arama Motorunuz iddaa islami Linkler webZirve.com Toplist Bloglar Alemi Google Reklam Powered by MyPagerank.Net