b b b b b
ENGELLERİ AŞANLAR:
Genel olarak bakıldığında bağımsız tuvalet yapma becerilerinin kazandırılmasına yönelik eğitim programları olumlu pekiştirme ve cezayı içeren edimsel koşullama ilkeleriyle örülü davranışsal yaklaşımlar çerçevesinde uygulanmaktadır (Cicero, 2002).
Tuvalet eğitiminde davranışsal yaklaşımlar esas alınarak oluşturulmuş sıklıkla izlenen yöntemler gündüz öğretimi ve gece öğretimi olarak ikiye ayrılmaktadırlar. Bu yöntemlerden gündüz öğretimi; zihin engelli çocuğun gün içerisinde uyanık olduğu zaman diliminde yapılan tuvalet eğitimidir. Gündüz tuvalet öğretiminde temel olarak kullanılan iki yaklaşım vardır. Bunlar geleneksel tuvalet öğretimi yöntemi ve hızlı tuvalet öğretimi yöntemidir (Snell, 1993).
Bu yaklaşımlardan ilki olan geleneksel tuvalet öğretim yöntemine öğretimsel plan ve kullanılacak pekiştireçlerin belirlenmesiyle başlanır. 7-15 gün süre ile çocuğun tuvalet yapma saatlerini belirlemek amacıyla kayıt tutulur. Genellikle çocuk günde 4-5 defa çiş, 1 defa kaka yapıyorsa öğretime başlanır. Öğrenci doğru tepkileri öğrendikten sonra mesane ve bağırsak kontrolünü ve kendi kendine tuvalet yapmayı öğrenir. Geleneksel tuvalet öğretim yöntemi aynı zamanda kuruluk kontrolü, ilgili davranışların öğretimi, kaza yöntemi ve nem sinyali cihazı kullanımı uygulamalarını da içerir (Snell, 2000).
Bağımsız tuvalet yapma becerilerinin kazandırılmasında geleneksel tuvalet öğretim yöntemi ile kullanılan uygulamalardan ilki kuruluk kontrolüdür. Bu yöntem şu basamaklardan oluşur: Basit cümle ve jestler kullanılarak çocuğa kuru olup olmadığı sorulur. Çamaşırın kuru olup olmadığına bakılır. Eğer çamaşır kuruysa çocuğa kuru olduğuna dair geri bildirimde bulunulur ve pekiştireç verilir. Eğer çamaşır ıslaksa çocuğa ıslak olduğu bildirilir ve pekiştireçten mahrum edilir (Snell, 2000).
Diğer bir uygulama olan ilgili davranışların öğretilmesinde ise tuvalete oturma, çamaşırını indirip çekme gibi bağımsız tuvalet yapma ile ilgili beceriler tuvalet yapma ile birlikte öğretilir (Snell, 2000).
Geleneksel tuvalet öğretiminde kullanılan bir diğer uygulama ise, çocuğun çamaşırına ya da tuvalete yerleştirilen neme duyarlı bir cihaz yardımıyla ıslaklığın oluşup oluşmadığına dair cihaz tarafından geri bildirimde bulunulmasıyla uygulanan nem sinyal cihazı kullanımıdır (Bettison, 1982; Snell, 1993).
Geleneksel tuvalet öğretim yöntemleri uygulamaları arasında bulunan kaza yöntemi, çeşitli nedenlerle çocuğun altına yapmasıyla kaza oluşması durumlarında kullanılmaktadır. Bu uygulamada temel olarak şunlar yer almaktadır: Kazayı takiben öğrencinin çamaşırı değiştirilir ve öğrenciyle iletişim sınırlı tutularak temizlenir. Ya da kaza fark edilir edilmez öğrencinin çamaşırına bakması ve ıslaklığı hissetmesi sağlanır. Öğrenci beş dakika kadar bu durumda bırakılır ve daha sonra temizlenir (Snell, 1993; O’Connor, 2003).
Gündüz öğretim yöntemleri arasında kullanılan hızlı öğretim yaklaşımı ise normal boşaltım örüntüsünü değiştiren sıvı, gıda, fitil, şırınga ya da ilaçların kullanımını gerektiren bir yaklaşımdır. Bunun için normal boşaltım örüntüsünü belirlemek için 3-4 gün kayıt tutulur. Çocuğun tuvalet yapma saatinden 1 saat önce fazla miktarda sıvı verilir. Tuvalete götürülür boşaltım olursa pekiştireç verilir, boşaltım olmazsa pekiştireç verilmez (Snell, 2000).
Tuvalet eğitiminde temel olarak kullanılan diğer bir yöntem gece öğretimidir. Gece tuvalet öğretimine, gündüz tuvalet yapma becerisini %75 ve daha fazla oranda kazanılmasından sonra başlanılır. Gece tuvalet öğretiminde gündüz tuvalet öğretimine benzer olarak geleneksel yöntem, hızlı öğretim yaklaşımı ve nem sinyal cihazı kullanılır (Snell, 2000).
Tuvalet eğitiminde yukarıda söz edilen yöntem, yaklaşım ve uygulamalardan başka olarak sadece çamaşıra takılan nem sinyal cihazının kullanıldığı ancak kaza durumlarında cezalandırmanın kullanılmadığı Mahoney Van Wagenen ve Meyerson Yöntemi (Mahoney ve ark.1971), özel çalıştırıcı ve ekipmanların kullanılıp tüm günün banyoda geçtiği, kazalar için aşırı ceza yöntemlerinin kullanıldığı Richmond’un Yöntemi (Snell, 1993; Snell, 2000) gibi yöntemler de bulunmaktadır.
Uzman Psikolog Nihal Özcan
8/9/2007 | Kategori: TUVALET EGITIMI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti
Çocuğun tuvalet alışkanlığı kazanması gerekli fizyolojik olgunluğa erişmesine bağlıdır. Bu olgunlaşma idrar kaslarının ve idrar kesesinin olgunlaşmasını içerir. Bu gelişim her çocukta aynı olmamakla birlikte 1.5-2 yaşlarında olur. Bu fiziksel olgunlaşma ile birlikte gelişen psikolojik, sosyal olgunlaşma da tuvalet alışkanlığı kazanılmasını etkiler.
Çocuğunuz idrar kaslarının gelişimi açısından gereken olgunlaşmaya erişmiş olabilir fakat yaşadığı aile ilişkisi yada bir olumsuz deneyim (bir kardeşin gelişi , anne- babanın ayrılması yada eşlerden birinin kısa süreli de olsa evden ayrılması gibi) bu süreci geciktirebilir yada kazanılmış olan bir gelişimin kaybedilmesine sebep olabilir. Anne- baba tutumları da bu alışkanlığın kazanılması ve sürdürülmesini etkiler. Bazen anne- baba ya çocuk fiziksel ve ruhsal olarak hazır değilken ısrarla tuvalet alışkanlığı kazandırmaya çalışır yada çok fazla koruyucu davranıp çocuk hazır olduğu halde çocuğun böyle bir deneyim yaşamasına olanak tanımazlar. Tabii ki bu süreci etkileyen önemli noktalardan bazısı anne-babanın fazla ısrarcı, zorlayıcı hatta cezalandırıcı tutumlarıdır. Böyle bir yaklaşım çocuğun fizyolojik olarak hazır olduğu zaman geldiğinde de idrarını tutamamasına sebep olur.
Yapılabilecek en iyi yaklaşım kabaca 1.5-2 yaş arası yavaş yavaş tuvalet alışkanlığı kazandırmaya yönelik deneyimlere başlamaktır. Anne (bakıcı) çocuğu ilk önce tuvalet kavramı ile tanıştırmalıdır. O güne kadar bezine istediği zaman idrar boşaltma özgürlüğü olan çocuk bunu başka yerde yapması gerekeceğini bilemez. O yüzden öncelikle çocuğa bunu öğretmek gerekir. Çocukla birlikte tuvalete gitmek, oturakta -ya da klozet- belli bir süre oturmasını sağlamak yararlı olabilir. Eğer çocuk bu deneyime hazır değilse ve reddedici davranıyorsa zorlamayıp bir müddet sonra denemek daha iyi olacaktır.
Tuvaleti tanıyan, büyüklerin orada tuvaletini yaptığını kavrayan çocuk yavaş yavaş kendisi de sizden tuvalete gitmeyi isteyecektir. Çocuğun annenin elinden tutup tuvalete götürmesi ve sonunda da çişini yapması çocuk için en büyük adımdır. Bu durum çocuğun bu deneyime hazır olduğu anlamına gelir. Sonrasında gündüzleri altı bezlenmeyen çocuk zaman zaman idrarını kaçırabilir. Bu deneyimi yeterince yaşadıktan sonra gündüzleri hiç bezlenmeden bir yetişkin gibi tuvalet sorununu halledebilir. Geceleri ise başlangıçta bezlemek uygun olabilir çünkü çocuğun idrar kasları bir süre tutma ve gereken zamanda boşaltma için tam olarak hazır değildir ve geceleri de çocuk bilinçli olmadığı için altına kaçırabilir. Fakat zamanla çocuğu gündüz yaşamı ile paralellik göstermesi için geceleri de bezlenmemeye başlamak gerekir. Geceleri bezlenmemek, gündüzleri bu alışkanlığı kazanmış çocukta aynı şeyi gece de yapması gerektiği bilinci yerleştirir. Birkaç gece kaza yaşanmasına rağmen zamanla çocuk geceleri de idrarını tutmaya başlar.
Eğer çocuk bu dönemde anne dışında başka bir bakıcı ile beraberse (gündüz bakıcı gece anne gibi) ya da yuvaya gidiyorsa önemli olan yuva çalışanları ya da bakıcı ile annenin benzer yaklaşımları kullanmasıdır. Gündüz bakıcı ile olduğunda bezlenmeyen çocuk anne ile birlikte olduğunda da bu alışkanlığın devam etmesi gerekir. Unutmayalım ki çocuk yetiştirmede en önemli kavram tutarlılıktır. Çocuğun yakın çevresindekilerin çocukla ilgili konularda ortak fikre sahip olması çocuğun herhangi bir gelişimsel sorununu çözmesini kolaylaştırır.
Sonuç olarak; çocuğun tuvalet eğitiminde hem fiziksel olgunlaşmanın hem de psikolojik olarak hazır olmanın etkisi vardır. Gelişimsel olarak çocuklar her ne kadar belli bir olgunlaşmayı belli dönemlerde yaşasalar da her çocuk tektir ve her dönemi kendine göre farklı yaşar. Bu yüzden çocuk için uygun dönemde, çocuk hazır olduğunda anlayışlı, sabırlı ve ödüllendirici bir yaklaşımla çocuğun gelişimsel sorurunu çözmesine yardımcı olabilirsiniz.
Çocuklarla İletişimde Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Çoğu zaman çocuklarımızın bizi anlamadığından, dinlemediğinden yakınırız. Peki biz onları ne kadar dinliyoruz, ne kadar anlamaya çalışıyoruz? Gün içinde öyle çok yanlışlıklar yapıyoruz ki bazen bunların farkına varıyor, bazen de varmıyoruz. Peki çocuklarımızla iletişim kurmak için ne yapmamız gerekir? İşte bu bölümde bunlardan bahsedeceğim.
Anne-babalar ve çocuğun ilişkide olduğu diğer yetişkinler çocuklarla ilişkilerinde çoğu zaman hatalarının farkına varmazlar. Bazen bu bir bakış,bir söz, bir davranış olabilir. Bizim için önemli bir anam ifade etmese de onların çocukça zihinlerinde olumsuz bir takım yargılara yol açabilir. Anne- babasının onu sevmediğini,önemsiz, güçsüz, değersiz bir yaratık olduğunun hissedebilir.
Çocuklarla iletişim çoğu yönüyle yetişkinler için gerekli kuralları kapsar. Bununla birlikte çocuğun çocuksu dünyası da göz önünde bulundurulmalıdır. Çocukların yetişkinlerden farklı anlama, kavrama, düşünme süreçlerine sahiptir ve hayal dünyaları da insanlarla ilişkilerinde önemli yere tutar.
Çocuklarla iletişimde çoğu zaman göz ardı ettiğimiz, bazen de sadece bilmekle yetinip uygulamaya geçirmediğimiz önemli kavramları şöyle açıklayabiliriz:
1- Dinlemek- Çocuğumuz bize bir şey anlatırken (bu bir problem, şikayet, gördüğü, yaşadığı herhangi bir olay,yada hayali bir hikaye olabilir.) onu dikkatle, önemseyerek dinlemeliyiz. Burada yüz ifademiz, duruşumuz, vücut yönelimimiz de çok önemlidir. Çocuğun yüzüne bakarak, mimiklerimizi de katarak onları dinlemeliyiz.
Biz yetişkinlerin sıkça yaptığı yanlışlardan biri dinlemek yerine "dinliyor gibi yapmak"tır. Ben bu davranışa "geçiştirmek" diyorum. Eğer çocuğumuzu o anda uygun olmadığımız için dinleyemiyorsak o konuşmayı kısa bir zaman sonraya erteleyebiliriz. Yine de en tercih edileni çocuk olayın heyecanında iken onu dinlemeye çalışmaktır.
2- Anlamak- Çocuğun anlattığı şeyi dikkatle dinlerken ne demek istediğini, olaya karşı hissettiklerini, ne kadar etkilendiğinin anlamaya çalışmalıyız. Olay nedir? Çocuk için anlamı nedir? Örneğin çocuğunuzun en çok sevdiği bebeğinin kolunun kırılması sizin için çok önemli olmayabilir, sonuçta alt tarafı bir bebektir ve yerine yenisi alınabilir yada tamir edilebilir. Fakat çocuğunuzun iç dünyasında çok önemli bir yer tutuyordur ve bir başka oyuncak onun yerini almayabilir. Çocuk için çok önemli olan konularda onları anlamak ve saygı duymak ilişkide çok önemlidir.
3- Küçük şeylere dikkat etmek- küçük ayrıntılara dikkat etmek ve bunu çocuğunuza belirtmek çocuğunuza verdiğiniz önemi göstermek açısında çok önemlidir. Konuşmada, davranışlarda, değişiklikler, yenilikleri fark etmek ve bunları çocuğunuza belirtmek çocuğunuzu çok mutlu edecek ve önemsendiğini hissedecektir. Size olan güveni artacaktır.
Örneğin daha önce söyleyemediği bir kelimeyi söylediğinde, değişen yüz ifadesini gördüğünüzde (aniden kızgın, üzgün, sevinçli, düşünceli bir ifade alması gibi) bunu belirtmek ve bu farklılık hakkında konuşmak istemek çocuğun kendine güveninin arttırmağa yardımcı olacaktır.
4- Verilen sözü tutmak- Çocuklarla iletişimde en önemli kavramlardan biridir. Anne- baba söz verdiğine bunu yapıp yapamayacakları, her iki durumun sonunda olabilecekleri göz önünde bulundurmalıdır. Yapamayacağı yada ciddiye almayacağı bir sözü vermek, başlangıçta yapamayacağını söylemekten daha az zarar vermez. Verilen sözü tutmama çocuğun anne- babaya olan güvenini zedeler ve ilişkide sorunlar yaratır.
5- Beklentilerin açıklığa kavuşturulması- Ne yapılacağı, nasıl yapılacağı, ne zaman yapılacağı konusundaki beklentiler açıklığa kavuşturulmazsa, farklı beklentiler içinde olma her iki taraf için hayal kırıklığına yol açabilir. Aile içinde kim neyi, ne zaman ve nasıl yapar? Konularının açıklığa kavuşturulması, aile içindeki beklentilerin çatışmasını ve çocukların yanlış anlamalarla hayal kırıklığı yaşamasını engeller.
Örneğin küçük yaştan itibaren istediği her şeyin hiçbir engel olmaksızın yerine getirildiğini gören çocukta anne- babasının gücünün her şey yettiği, istediği zaman her şeyi yapma hakkı olduğunu düşünebilir. Anne- babalar yaptıkları yanlış hareketlerle (aşırı hediye alma, hataları görmezden gelme, istenileni anında yapma)çocuğun zihnindeki beklentileri destekler. Bir gün gelir ki anne- babanın yapamayacağı, elinden gelmeyen bir şey olur ve istediği her şeyin olacağı beklentisindeki bir çocuk büyük hayal kırıklığı yaşar ve olumsuz tepkiler gösterir. (küsme, ağlama, eşyalara zarar verme, ilgisi olmayan olaylara karşı negatif davranma, ısrar etme ....)
Bütün bunlarla birlikte çocuğun olumlu davranışlarını taktir etme, becerilerini, yeni başarılarını, yeteneklerini övgü ile anlatma dürüst bir yaklaşımla çocuklarımızla olumlu ilişkiler kurmamızı sağlayacaktır. Eğer dinlemezsek, dinlemeye çalışmazsak, kendi beklentilerimizi ve yapabileceklerimizi dürüstçe anlatmazsak sağlam temelleri, olan ilişkiler kuramayız.
Dikkat edeceğimiz küçük bir not- Asla çocuklarınızın davranışlarını kendi dünyanızın kurallarına göre değerlendirmeyin. Onlara davranışlarınızla gerçek dünya kurallarını öğretmeye çalışın,aynı zamanda onların kendi çocuksu dünyaları içinde algılama, öğrenme, düşünme ve hayal kurma yetileri olduğunu göz önünde bulundurun.
1/4/2007 | Kategori: TUVALET EGITIMI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti
<<Önceki Yazılarım
|1/53|Sonraki Yazılarım>>
Rize'de eğitim uygulama okulunda zihin engelliler öğretmeni olarak görev yapmaktayım.Bu çocukları daha iyi tanımamız gerektiğini düşünüyorum.İlgilenen, konuyla alakalı herkesin aradığını bulabilmesi dileğiyle...
'Onların engelli olmaları duygularının da engelli olduğu anlamına gelmez.'
'Anne, baba, arkadaşlar, komşular' evet ben engelliyim ama benim de yapabileceğim bir çok şey var.
'Bana yardım etmek istiyorsanız, benim yerime yapmayın.Lütfen yapmama izin verin'
Bedava Oyunlar
Vynet
islami Linkler
