b b b b b
Google
Generate Your Own Glitter Graphics @ GlitterYourWay.com - Image hosted by ImageShack.us
SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!
özel eğitim öğretmeni - Blogcu


Kategorilerim>

Ana Sayfa
  • ANEKDOT KAYIT FORMU
  • AILE EGITIMI
  • ASPERGER SENDROMU
  • ATATURK KOSESI
  • BECERI OGRETIMLERI
  • BEP
  • BUNLARI BILIYORMUYDUNUZ
  • COCUK FELCI
  • COCUK HAKLARINA DAIR SOZLESME
  • DERS OGRETIMLERI CALISMA SAYFALARI
  • DIL GELISIMI
  • DOWN SENDROMU
  • DRAMA-RONT
  • DUYURULAR
  • FENILKETONURI
  • FRAJIL X SENDROMU
  • GORME ENGELLILER
  • HABERLER
  • HASTANE ILKOGRETIM OKULLARI
  • HIDROSEFALI
  • HIPERAKTIF COCUKLAR
  • ISITME ENGELLILER
  • KABA DEGERLENDIRME FORMU
  • KAVRAM OGRETIMLERI
  • KAYNASTIRMA
  • KEKEMELIK
  • MAKALELER
  • OKUL TURLERINE GORE DERS PLANI ORNEKLERI
  • OKULDAN RESIMLER
  • ORTAYA KARISIK
  • OTIZM
  • RAM FORMLARI
  • RETT SENDROMU
  • SEREBRAL PALSI
  • TESTLER
  • TURKCEYI GUZEL KULLANALIM
  • TUVALET EGITIMI
  • UNITE OGRETIMLERI
  • UYGULAMALI DAVRANIS ANALIZI
  • Arsiv

    Linklerim

    kardeş siteokulumYENİ SİTEMdiğer sitemslayt sitemişitme engellilerzihin engellilerözel eğitim öğretmeniözel eğitim öğretmenleriotizmmateryal havuzumengelli videoları

    HÜNER GİDİLEBİLEN YOLDAN DEĞİL ENGELLİ YOLLARI AŞABİLMEKTİR

    ENGELLERİ AŞANLAR:

    BEN İŞİTME ENGELLİYİM, EŞİMİN ENGELİ YOK BİZ 3 YILLIK ARKADAŞLIK NETİCESİNDE EVLENDİK VE 10 YILDIR MUTLU MESUT GEÇİNİYORUZ ÇOK ŞÜKÜR.FİKREN, RUHEN ANLAŞABİLEN BİRBİRLERİNE AŞIK, BİRBİRLERİNİ SEVEN VE HERŞEYDEN ÖNCE KARŞISINDAKİ İNSANA SAYGI DUYAN ÇİFTLER BEDENSEL ENGELİ ASLA GÖRMEZ BENCE...ÇÜNKÜ ONLAR ÖYLE BİR HALE GELİR Kİ BİRİ OLMAYINCA ÖBÜRÜ YARIMDIR, TAMAM OLMALARI İÇİN İKİSİNİNDE OLMASI GEREKİR.TAMAM OLDUKLARI ZAMAN ÜSTESİNDEN GELEMEYECEKLERİ HİÇ BİR ZORLUK ENGEL YOKTUR KARŞILARINDA.SAYGI, SEVGİ, AŞK İŞTE HEPSİ BU...(Selina)


    Zihin Engelliler Öğretmeni

    MySpace

    MySpace

    DİĞER SİTEME DE BAKMANIZI TAVSİYE EDİYORUM
    zihinengelliler.blogspot.com
    BİR MİLLET ENGELLİLERİNE NE KADAR ENGELSİZLİK SUNABİLİYORSA O ÖLÇÜDE GELİŞMİŞTİR.
    ÖĞRENEMEYEN BİREY YOKTUR

    UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ

     

    Uygulamalı davranış analizi toplum açısından önemli olan davranışların bireye kazandırılmasında kullanılan davranışsal yaklaşımın ışığında ve genellikle bu yaklaşıma göre yapılmakta olan uygulamaları sistematik olarak sınamak ve bireyin davranışlarını değiştirmektedir. Edimsel koşullanma kavramı dikkate alındığında uygulamalı davranış analizi ise karşımıza yine bu yaklaşımın ilkelerine göre bireyin davranışlarını değiştirmek olarak çıkmaktadır.

     

    Öğrencilere istenilen davranışı kazandırabilmek için davranış öncesi ve sonrası uyaranların yani çevrenin sistematik olarak  düzenlenmesi şeklinde tanımlanabilir. Burada davranışsal yaklaşım söz konusudur.

     

    İlke: Öğretilecek davranışın ya da becerinin analiz edilmesi ve tanımlanması, inceden inceye tanımlanması

    İlke: Öğrencinin beceride yapabildiklerinin sürekli ve doğrudan ölçülmesi

    İlke: Öğretim süresin5ce bireyin aktif olması için fırsatlar sağlanması

    İlke: Öğrenci davranışlarına aniden ve sistematik dönüt verilmeli

    İlke: Öğrenci davranışlarının uyaranlarla kontrolü sürecinde öğretim amaçlı ipuçlarından doğal olarak ortaya çıkan uyaranlara geçişin sağlanması

    İlke: Yeni öğrenilen becerilerin yeni durum ve ortamlarında yerine getirilmesini sağlamak için genelleme stratejilerinin kullanılması

     

    Davranışsal yaklaşımının temelini doğrudan gözlemler oluşturmaktadır. (Özyürek,97)  Davranışsal yaklaşıma göre ise doğrudan gözlem yapmanın bazı özellikleri vardır.

     

    1.davranışın güvenilir gözlenmesi,

    2.Davranışa neden olan çevresel uyaranları belirleme,

    3.Belirlenen çevresel uyaranların etkilerini belirlemedir.

     

    Uygulamalı davranış analizi öğretim ve sağaltım ortamlarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun başlıca nedeni bu yöntemin çevresel uyaranlarla etkileşim sonucu davranışı açıklaması ve bununda uygulamacılar tarafından kolayca anlaşılır olmasıdır. Uygulamalı davranış analizinin temel esprisi olan hedef davranış belirleme ve bunun çevresel uyarıcılarla şekillendirme uygulamacılar tarafından kazanıldığı zaman, bireyin davranışları daha kolay şekilde daha kalıcı olarak değiştirilebilir. Zaten edimsel koşullanma kuramı davranışı çevresel değişikliğe bağlı olarak, öğrenme olarak açıklar. Örneğin, bir bebek ağladığı zaman kucağa alındığında, kucağa alınma için ağlamayı öğrenir.

     

    Edimsel koşullanma gözlenebilir, ölçülebilir ve yinelenebilir davranışlarla ilgilenir.(İftar-Tekin 1997) Bu nedenle bu kurama göre öğrenme davranışlarda görüldüğü zaman gerçekleşmiş sayılır. Ancak bu durum bilişsel tepkileri yok saymak anlamına gelmez. Çünkü kuram içsel tepileri inceleme alanı dışında tutar. Birey içsel olarak kaşık kullanmayı öğrenmiş olabilir. Oysa edimsel koşullanma kuramı bireyin kaşıkla yeme davranışını gördüğü zaman beceriyi öğrenilmiş olarak tanımlamaktadır. Bu nüansın temeli ise çevresel uyarıcı- davranış ilişkisidir. çünkü yaklaşım duygu ve düşünceyi yok saymaktadır.

     

    Edimsel koşullanma kuramına göre insan davranışları öğrenilmiş davranışlardır. Bu nedenle olumsuz diye nitelendirdiğimiz davranışlarda tıpkı olumlu diye nitelendirdiğimiz davranışlar gibi öğrenilmiştir. (İftar-Tekin,1997) Birey yere tükürme davranışını öğrendiği gibi tükürmeme davranışını da öğrenir. Durum böyle olunca çevresel uyarıcılar kontrolünde bireye istenilen davranışlar kazandırılabilir, bireyin istenmeyen davranışları sergilemesi engellenebilir. bu yöntem ise eğitimcilere okul ortamlarında büyük avantajlar sunmaktadır. Çünkü edimsel koşullanma kuramına bağlı olarak yapılan eğitim ortamı bireye istenilen davranışı kazandırma olasısını sunmaktadır.

     

    Edimsel koşullanma kuramına bağlı olarak bireyin davranışlarının hedef davranış olarak belirlemesi gerekir. Hedef davranış belirlerken bazı kısaslar vardır. Bunlar:

     

    1.Davranışın gözlenebilir ve ölçülebilir terimlerle ifade edilmesi,

    2.Davranışın oluşum sıklığının ve süresinin belirlenmesi.(İftar-Tekin,1997)                    

     

     Bu bahsedilen özellikler çerçevesinde davranış açıklandığı zaman davranışın üzerinde etkili olduğu düşünülen çevresel uyarıcılar sistematik olarak belirlenebilir. Çevresel uyarıcıların belirlenmesi durumunda davranışın değiştirilmesi daha etkili olabilmektedir. Örneğin, annesi Ali için yaramaz tanımını yapmaktadır. Annesinden Ali’nin yaramaz olduğu duyan öğretmen Ali için eşyalara zarar veren çocuk olarak ta bahsedebilir. Görüldüğü gibi yarmaz terimi Ali’nin hedef davranışını açıklamaya yetmemektedir. Burada önemli olan annesinin yaramazlıktan kastının ne olduğu belirlenmesidir. Yani annesi Ali’nin davranışını “Ali kendisine verilen oyuncakların 2/3’ünü balkondan aşağıya atmaktadır.” demiş olsaydı hem Ali’nin değiştirilmesi gereken davranışı belirlenmiş olacaktı, hem de yaramazlık davranışı herkes tarafından anlaşılan hem fikir davranış  olacaktı.

     

    Bu örnekte de görüldüğü gibi uygulamalı davranış analizinde davranış değişikliğinin sağlanması için hangi davranış, ne gibi çevresel uyarıcılar varlığında, uyaranların etkililik derecesi nasıl olmalı gibi konular üzerinde çalışma yapmak gerekmektedir.                               

     

    U      ------- D ------------- U                 

     

    İlk olarak, incelenmek, değiştirilmek istenen, bağımlı değişken olarak ifade edilen –hedef- davranışların güvenilir,yani herkesin hemfikir olacağı şekilde doğrudan gözlenmesi gerekir.

     

    -Sonra da gözlenen davranışı sürdüren, arttıran ya da azaltan yani davranış üzerinde etkisi olan –değiştiren- bağımsız değişken olarak belirtilen değişkenlerin, doğrudan gözlenmesi ve belirlenmesi gerekir.

     

    -Son olarakta, gözlenen hedef davranış (bağımlı değişken)üzerinde değişikliğe yol açan çevresel değişkenlerin (bağımsız değişkenlerin) etkisi gözlenir.

     

    Davranışçı yaklaşımda davranışın nedeni kişide değil, kişinin çevreyle etkileşiminde görülmektedir. Buna göre, davranışı, davranış öncesi ve davranışın sonuçları oluşturmaktadır. Bu nedenle, davranışı değiştirmek için öncesi ya da sonrası olayları değiştirme yoluna gidilir.(Özyürek,1997) 

     

    Bir örnekle, davranış analizini daha somutlaştıralım. Ders dinlemeleri gerekirken başka şeylerle ilgilenen ve sınıfta gezinen öğrencilerin bu davranışları, öğretmenin yerlerine oturmalarını hatırlatmasıyla sonuçlanmaktadır. Değiştirilecek, dolayısıyle gözlenecek ve ölçülecek olan davranış, öğrencilerin gezinme davranışlarıdır. Gözlenen, değiştirilmesi planlanan davranışlar bağımlı değişken olarak tanımlandığına göre, örnekte bağımlı değişken, öğrencilerin gezinme davranışlarıdır. Doğrudan gözlemlerle, öğrencilerin hangi süreyle gezindikleri ölçülebilir. Gözlenen davranışı değiştirme, davranış öncesi olaylara ve davranışın nasıl sonuçlandığına bakmayı gerektirmektedir. Bunun için, davranışın sonuçlarının ve davranış öncesi olayların neler olduğu belirlenmelidir. Daha sonrada, bu belirlenen olayların davranış üzerindeki etkilerine bakılır.

     

    Davranışın sonuçları ve davranış öncesi olaylar, bağımsız değişken olarak tanımlanır. Örnekte bağımsız değişken, öğrencilerin sıralarında oturmasını sağlayan öğretmenin vermiş olduğu ödev ve ödevin güçlük düzeyi gibi davranış öncesi olaylar ve öğrencilerin gezinmelerinden sonra “geç yerine otur”gibi hatırlatmalar,  gezinme davranışının sonuçlarıdır. Öğretmenin “geç yerine otur”gibi gezinme davranışından sonra söylediklerinin ve gezinme davranışı öncesi verdiği ödevlerin etkisine bakılır. Böylece gezinme davranışını sürdüren etmenler anlaşılır. Davranış analizi şemayla şöyle gösterilir.(Özyürek,1997)

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

     

    Davranış Analizi

    Doğrudan   Gözlemleme

     

     

     

     

     


                   Hedef Davranış belirleme            Hedef Davranışın Oluşumuna Yol Açan

                                                                                                    Etmenleri Belirleme          

                                        

     

     

     


                                                 Davranış Öncesi                                   Davranış

                                                          Etmenleri belirleme                 Sonuçlarını Belirleme

     

     

     

                İlk olarak öğretmenden “geç yerine otur” gibi eleştiri yorumlarının – davranışının sonuçlarının – etkisine bakabilmek için, eleştiri yorumlarını ( öğretmen dikkatini)  artırmasını istenir( deneysellik). Eleştiriler artırıldığında, öğrencinin gezinme davranışlarında artışlar olmuştur. Öğrencilerin gezinmelerini öğretmenin eleştirileri etkilediğine göre sınıfta öğrencilerin gezinme davranışlarının başka şekilde sonuçlanmasına gereksinim vardır. Bu kez öğretmen, sınıfta gezinme davranışını eleştiri yorumlarının ( öğretmen dikkatiyle) izlenmesini sağlar. Buna karşılık, öğrencinin sırada oturma ve çalışma davranışlarına ilişkin olumlu şeyler söyler (dikkat etmeye başlar). Bu yeni durum yani oturma ve çalışma davranışlarının ödüllerle, dikkat etmeyle sonuçlanması, çocukların daha uzun süre sıralarında oturmasını sağlarken, gezinme davranışlarını azaltmıştır.

               

                Bu davranış analiz örneği, sınıftaki davranışları yönetmede ,izlenecek yöntemlere ipucu verirken, sınıfta gezinme davranışının nedenlerini de anlaşılmasına hizmet etmektedir. Buna göre, öğretmenin ilgisiyle sonuçlanan sırasını terk etme ya da sırasına oturma ve ders çalışma davranışları artmaktadır. O halde gezinme davranışını nedeni öğretmenin bu davranışla ilgilenmesi, ödevlerin niteliği ve ödev vermemiş olmasıdır. Yetişkin  ödül ve ilgisiyle sonuçlanan davranışlar artar.

     

                İyi olarak bilinen öğretmenlerin sınıflarını kontrol ederken yaptıkları, davranış bilimcileri kullandıkları süreçlere benzemektedir. İyi öğretmen de davranış bilimci gibi, belli bir konuda öğretime başlamadan önce, öğrencinin neler yapabildiğini ( bağımlı değişken) belirler ve sonrasında öğretime( bağımsız değişken) yer verir ve daha sonra da uygulanana öğretimin öğrenci üzerinde olan etkisini belirlemek için tekrar gözlemlere dayalı ölçmeye yer verir. Yukarıdaki örnekteki davranış analizci gibi iyi öğretmendir. Öğrencilerin davranışlarına ilişkin topladığı bilgilere – kendi kafasına göre değil- öğretim süreçlerine yer vermektedir.

    ( Özyürek, 97)       

     

    Davranış Analiz Türleri

     

                Uygulamacı analizi, davranışı etkileyen etmenleri sistematik olarak inceleyen bir alandır. İkiye ayrılır:

     

    1.      Temel ( deneysel) davranış analizi

    2.      Uygulamalı davranış analizi

     

    1.      Temel ( deneysel) Davranış Analizi:

     

    Deneysel davranış analizi yapılandırılmış, yani laboratuar ortamımda oluşturulan çevrede ortaya çıkan davranışlarla, çevresel düzenlemeler arasındaki sistematik ilişkiyi araştırmaktadır. Kişi ile çevresi arasındaki ilişki üzerinde durmaktadır. Kişilerin geçmişte ve günümüzdeki çevreyle etkileşimlerini davranışlarına olan etkilerini incelemektedir.

    ( Özyürek, 97)

     

    2.      Uygulamalı Davranış Analizi:

     

    Deneysel davranış analizinin uygulamalı biçimi, uygulamalı davranış analizi olarak bilinmektedir. İnceleyiciler her şeyin çok fazla kontrol edildiği laboratuardan, davranışın doğal olarak oluştuğu gerçek yaşam laboratuarına çıkmaktadır. Burada da yine davranışla oluştuğu ortamda ki ilişkileri incelemektedir. Ama incelenen davranışın sosyal bakımdan önemli olmasına dikkat edilmektedir. Uygulamalı davranış analizinde koşullar çok güç olabilir, ama bulgular daha fazla bilgilendirici ve yararlı olmaktadır.

     

    Uygulamalı davranış analizi, insan davranışını anlama ve geliştirme üzerinde yoğunlaşmış bir disiplin alanıdır. Ancak, insan davranışını anlama ve geliştirmeye yönelik benzer amaçlı başka disiplin alanları da vardır. Uygulamalı davranış analizi sosyal bakımdan önemli olan, gözlenebilir, nesnel olarak tanımlanan davranışlar üzerinde yoğunlaşır. Davranışta oluşan ilerleme ile uygulanan süreçler arasında güvenilir ilişkiyi gözleme ve bilimin yöntemleri olan betimleme, analize ve nicelleştirmeye yer verilebilir.(Özyürek,1997)                 

     

     

     

    HEDEF DAVRANIŞ BELİRLEME

     

    Uygulamalı davranış analizi, uygulayıcılarının değiştirmek istedikleri davranış hedef davranış olarak adlandırılır. Hedef davranışlar artırılmak istenen ya da azaltılmak istenen davranışlardır. Hedef davranışı belirleme işlemi ayrıntılı bir değerlendirme süreci sonunda gerçekleştirilmelidir.

     

    Hedef davranışı belirleme sırasında, bu davranışın değerlendirilmesi, sorunun ne olduğunu ve sorunun düzeltilmesi için izlenecek işlem süreçlerine ışık tutacak şekilde davranışın tanımını içerir( Özyürek  1997) ) Davranışın değerlendirilmesi hedef davranışla çevresel uyarıcıların ilişkisini incelemeyi içermektedir. Buna  göre davranışın değerlendirilmesi ile; davranışın ölçülebilir gözlenebilir terimlerle ifade edilmesi, davranışa neden olan davranış öncesi ve sonrası uyaranların belirlenmesi gerekmektedir. Hedef davranışın herkesçe anlaşılır olabilmesi farklı uygulamacılar arasında güvenirliği getirir. Böylece hedef davranış kısa sürede daha kalıcı biçimde gerçekleştirilir.

     

    Hedef davranışı belirlemek için kullanılabilecek teknikler:

     

    ·        Denekle görüşme,

    ·        Deneğin yaşamındaki önemli kişilerle görüşme,

    ·        Test uygulama,

    ·        Gözlem yapmadır.(Tekin-İftar 1997)

     

    Özellikle davranışı değiştirecek kişi bireyin yakınlarıyla görüşürse birey hakkında önemli bilgilere sahip olabilir. Özellikle eğitim ortamı gibi sınırlı bir zamanda bireyi tanımak zor olmaktadır. Bireyin yaşantısının çoğunu beraber geçirdiği kişiler bireyi daha iyi tanıyabilirler. Böylece uygulamacılar güvenilir çalışmalar yapabilirler. Hedef davranışın doğrudan gözlenmesi hedef davranışların belirlenmesine ilişkin en çok bilgiyi  sağlayan tekniklerdir.    

     

    Bir bireyde değiştirilmek üzere hangi hedef davranışın ya da davranışların belirleneceğine kara vermek için şu özellikler dikkate alınmalıdır:

     

    ·        Davranış işlevsel mi?

    ·        Pekiştireç sağlayıcı mı?

    ·        Ön koşul niteliğinde mi?

    ·        Başka ortamlara girmeyi kolaylaştırır mı?

    ·        Kişiler arası ilişkilerde kolaylık sağlar mı?

    ·        Yaşa uygun mu?

    ·        Bağımsız yaşama katkısı var mı?

    ·        Azaltılmak istenen bir davranışa, alternatifi var mı? (Tekin-İftar1997)

            

    Değiştirilmek istenen davranış birey ve çevresi için işlevsel olmalıdır. Çünkü birey için işlevsel olmayan davranışların değiştirilmesi hem zor olmakta hem de bireyin bağımsız yaşamasına katkıda bulunucu nitelikte olmalıdır. Örneğin zihinsel engelli bireylerin yaşantısında soyut düzeyde kalabilecek derslerin okutulması çocuk için uygun olmamaktadır. Bunun yerine birey için gerekli olan ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik davranışlar kazandırılmalıdır.

     

    Bireyin davranışları değiştirilirken hedef davranışım diğer ortamlarda pekiştireç sağlayıcı nitelikte olmalıdır. Değişik ortamlarda pekiştirilmeyecek davranışı belirli bir süre sonunda azalıp ortadan kalkabilir. Bu nedenle diğer ortamlarda pekiştirilme olasılığı olan davranışlar değiştirilmelidir. Örneğin sınıf ortamında elindeki çöpü çöp tenekesine attığı için pekiştirilen çocuk evde de aynı davranıştan dolayı pekiştirilmelidir. Böylece birey yaşamsal açıdan davranışın gerekli olduğunun farkına varıp davranışı sergiler. 

     

    Bir davranışın değiştirilmesi bu davranışın bir ötesi olan davranışı iç,in önkoşul niteliği tanıması gerekir. Örneğin arabayı çalıştırmak sürmenin önkoşul davranışıdır. Zaten eğitim ortamlarında zihin engelli çocukların davranışlarıyla birbiriyle ilintili olarak değiştirildiği zaman bireyin gerçekleşmesi gereken davranışlar kalıcı hale gelmektedir.

     

    Örneğin saç çekme davranışı azaltıldığı zaman bireyin diğer insanlarla olan etkileşimini olumlu yönde etkiler. Bu örnekteki gibi hedef davranış olarak belirlenen davranış bireyin başkalarıyla daha olumlu etkileşim içine girmesini sağlayıcı şekilde olmalıdır. Böylece birey etkileşime girebilmek için davranışlını istenilen boyuta getirir.

     

    Yukarıda davranışın işlevsel olması açıklanmıştı. İşlevsel davranışın bir özelliği de yaşa uygun olmasıdır. Bazı davranışlar belirli yaşlarda yapılır. Örneğin okuma yazma çalışmaları için ideal yaş 7’dir. Biz 3 yaşındaki bir çocuğa okuma yazma çalışmaları yaptırırsak çocuğun gelişmişlik düzeyi buna uygun olmadığından çocuğun davranışı değişmeyecektir. Yaşa uygunluk zihin engelli öğrencilere yönelik düşünüldüğünde çocukta yapabilecekleri çalışmaları beklemek daha uygundur. Bireyin yapabildikleri dikkate alınarak yapması gerekenler belirlenmelidir.

            

    Bir çocuğun eğitiminde amaç onu mümkün olduğunca bağımsız hale getirmek olmalıdır. Özellikle özel eğitime muhtaç çocuklar için bu durum son derece önemlidir. Çünkü bu çocuklar bir çok davranışı kendiliğinden edinemezler. Bu nedenle belirlenen hedef davranış  onu çevresine bağımlı olmaktan kurtarmalıdır. Zihin engelli bireyin yaşamında kendine olan yeterliliği arttıkça kendisine olan güveni de buna paralel olarak artar. Böylece daha karmaşık olan davranışlar için bireyin ön koşul davranışları kazandırılmış olur.

     

    Değiştirilmek istenen davranış azaltılmak istenen bir davranışa bu davranışın yerine artırılacak bir davranışta tespit edilmelidir. Bu nedenle bir davranış azaltılmaya çalışılırken başka davranışların da artırılması hedeflenmelidir. Örneğin bir çocuk sınıfta gezinme davranışını sergiliyor olabilir. Bu davranış azaltılırken çocuğun yerine oturma davranışı da artırılmalıdır. 

     

    Değiştirilmesi kararlaştırılan hedef davranışın uygun bir şekilde tanımlanması gerekmektedir. Bu tanım aşağıda yer alan özelliklere göre yapılmalıdır.

     

    1.Davranışın sıklığı veya süresi belli olmalıdır.

    2.Davranışın meydana gelişi gözlenebilir olmalıdır.

    3.Davranış, kendisinden daha belirgin ve daha kolay gözlenebilir parçalara bölünemez olmalıdır(İftar-Tekin,1997).

     

     

    Böyle özelliklerde tanımlanan hedef davranış farklı uygulamacılar tarafından aynı anlaşıldığından eğitim programı hazırlanması ve davranışın değerlendirilmesinde görüş birliği sağlayacaktır.

     

    ÖLÇME VE DEĞERLENDİRME

     

    Uygulamalı davranış analizinde değerlendirme, davranışlarının doğrudan ölçümüyle mümkündür. Doğrudan ölçüm, bireyin davranışı gerçekleştirmesi  sırasında yapılan ölçümdür. Dolaylı ölçüm ise davranışın kendisinin değil, davranışa ilişkin fikir veren başka özelliklerin ölçümü ve bu ölçüm sırasında davranışlara ilişkin çıkarsamalarda bulunulmasıdır.

     

    Davranışın öğretim öncesi, sırası ve sonrasında öğrenci tepkileri uygulandığı ortamlarda oluştukları şekilde gözlenir ve kayıt edilir. Böylece bireyin davranışları sürekli kontrol edilir ve yani uyarlamalar yapılır. Davranışın gözlenmesi sırasında davranışa neden olan uyaranlarda kontrol edilebilmekte ve yapılacak davranış değişikliğinde  hangi uyaranların sunulacağı belirlenebilmektedir. 

     

    Davranışın doğrudan gözlenmesi sonucunda elde edilen veriler uygun teknikler kullanılarak kaydedilir. Yapılan kaydetme tekniklerinin sonucunda uygulanacak yöntem ve teknikler belirlenir. Yapılacak uygulama evresinde sürekli veri toplanarak, herhangi bir aşamada etkili olmadığı ortaya çıkan bir uygulamayı değiştirme ya da tümüyle sona erdirme kararı verilebilir. Ayrıca, uygulama aşamasında toplanan verilerde görülen değişkenler, uygulamada araç-gereçle ya da uygulama süreciyle ilgili yapılması gereken değişkenleri anımsatabilir. Davranışın ölçümü sırasında kullanılan teknikler değişik uygulamacılar tarafından incelenebileceği için birey için  hazırlanan öğretim programı üzerinde ekip çalışması yapabilmeyi olanaklı kılmaktadır.

     

    Aşağıda belirtilen basamaklar etkili veri toplama sistemini oluşturmak ve kullanmak üzere kullanılması önerilmektedir. 

     

    1.      Hedef davranışlar ölçmeye uygun biçimde gözlenebilir ve ölçülebilir terimlerle tanımlanmalıdır.

    2.      Araştırma amaçlarına uygun bir ölçme sistemi geliştirilmelidir.

    3.      Gözlem için elverişli bir ortam belirlenmeli ya da hazırlanmalıdır.

    3/4/2007 | Kategori: UYGULAMALI DAVRANIS ANALIZI | Yorum (0) Yorum yaz! Kalici Baglanti


    uygulamalı davranış analizi-devamı-

    1.      Güvenirlik ve gözlemcinin tarafsızlığı sağlanmalıdır.

    2.      Toplanan veriler sürekli gözden geçirmeli ve uygulamada değişikliğe gerek olup olmadığı değerlendirilmelidir.

     

    Öğretim ve düzeltme programına yer verme kararı, mutlaka öğrenci performans verilerine dayalı olarak yapılmalıdır. İzlenecek teknikleri ve uygulanacak programları mutlaka öğrencinin performansı belirlemelidir. Bu nedenle uygulamalı davranış analizinde öğrencinin var olan işlevde bulunma düzeyi ve uygulanan öğretim programının ya da düzeltmenin değerlendirilmesi doğrudan gözlemlere yer vererek gerçekleştirilir. Ayrıca bu gözlemler öğrenme ve öğretme sürecinde uyarlamalar yapmayı da kolaylaştırmaktadır. (Özyürek,1997) özellikle zihin engelli öğrencilerin eğitimlerinde öğrencinin performans düzeyi, davranışları değiştirmede önemlidir. Çünkü aşamalı ilerleme özelliği gösteren bir davranışın kazanılması ile diğer davranışa geçmek mümkün olmaktadır. Örneğin serbest karalama yapabilen bir çocuğa verilen şeklin içi boyattırılabilir. Böylece çocuğun davranışı işlevsel boyutta değiştirilebilir. Serbest karalama yapamayan çocuğa iki çizgi arasında çizgi çizme çalışması yaptırılması anlamsız olur. Bu nedenle bireye uygulanacak eğitim çalışmaları yapılacak gözlem ve ölçmeler sonucu belirlenmelidir. 

     

     

    Davranışların Kalıcı Ürünlerinin Ölçümü

     

    Bazı davranışlar kalıcı ürün verirler. Bu davranışlarının kendilerini değil de ürünlerini ölçme yolu seçilebilir. Kalıcı ürün gerçekleştirilirken bu ilkeye uyulması gereklidir.

     

    ·        Hedef davranışın her meydana gelişi, aynı kalıcı ürünle sonuçlanmalıdır.

    ·        Kalıcı ürün, yalnızca hedef davranış sonucunda ortaya çıkmalıdır.

    ·        Eğer kalıcı ürün kaydında araç-gereç kullanılacaksa ve hedef davranışı etkilemeyecek özelliklerde olmalıdır. (İftar-Tekin)

     

    Kalıcı ürün kaydı ile bireyin davranış sonucu kaydedildiğinden uygulamacı davranışın gerçekleşmesi sırasında gözlem yapmak zorunda kalmaz. Ayrıca davranışın kalıcı ürünü, davranış oluştuktan sonra da tekrar incelenebilir.

     

    Davranış Kaydı Teknikleri

     

    Davranışın ölçülebilir  ve değiştirilebilir olmasını gerektirmektedir. Davranışın değerlendirilmesi sürecinin ilk evresi belirlenen hedef davranışın verilerinin kayıt edilmesidir. Belirlenen hedef davranışların özellikleri, verilerin toplama işleminin özellikleri dikkate alınarak davranış kayıt tekniği belirlenir. Veri toplama davranışı anekdot kaydının yapılması, ürünün gözlenmesi, geçici  olayların ve davranışların gözlenmesi ve kaydedilmesidir. 

     

    1.Anekdot Kaydı

     

    Anekdot kaydı bireyin davranışlarının doğrudan gözlenmesidir. Olası hedef davranışlara ilişkin en çok bilgiyi sağlayan tekniktir. Gözlem tekniğinin bir uyarlaması olan anekdot kaydında, bireyin belli bir ortamdaki davranışları ve bu davranışların öncesinde ve sonrasında yer alan olaylar kaydedilir. Anekdot (ABC) kaydının amacı, olası hedef davranışların belirlenmesini kolaylaştırmaktadır. Ayrıca davranış öncesi ve sonrası olaylarla ilgili toplanan bilgiler, davranış değiştirme programı hazırlanmasına da ışık tutar.

     

                ABC kaydı, gözlemcinin tüm dikkatini gözlenen birey üzerinde yoğunlaştırmasını gerektiren sürekli bir gözlem yöntemidir.

     

    ABC kaydı tutarken :

     

    ·        Gözlenen bireyin söylediği, yaptığı ya da ona yapılan her şey yazılır.

    ·        Daha etkili kayıt tutabilmek için kısaltmalar kullanılmalıdır.

    ·        Sadece gözlenebilen ( görülebilen veya duyulabilen) olaylar kaydedilir.

    ·        Yazılan her davranışın öncesinde ve sonrasında yer alan olaylar yazılır.

    ·        Davranışın yaklaşık süresi kaydedilir. Bu işlemi kolaylaştırmak için davranışın başlama ve bitiş zamanlarını not etmek önerilir.

    ·        Gözlem en az 3 oturum sürdürülür. Her bir gözlem oturumu yaklaşık 30 dakika sürer

    ·        (  İftar, tekin 1997)  

     

    2.Sayılabilir Davranış ve Olay Kaydı

     

     Başlangıcı ve bitişi olan, birbirinden ayrılan ve açıkça tanımlanabilen davranışlar, sayılabilir davranışlar olarak da tanımlanabilir (Özyürek,1997). Olay kaydı tekniğiyle davranışın gözlem süresince kaç kez meydana geldiği kaydedilir. Kağıt üzerine çentik olarak, ataçla ayırarak vb. şekilde tutulabilir.

               

     Olay kaydı süre gelen diğer olaylardan çıkarsama yapmayı gerektirmez. Kolaylıkla uygulanabilir, her zaman rakamsal verilere yol açar. Pek çok davranışın gözlenmesinde uygun bir yöntemdir. 

     

    Olay kaydını rahat kullanabilmek için şu özellikler dikkate alınmalıdır.

    1.Hedef davranış çok az meydana geliyor olmalıdır. Özellikle birkaç dakikada çok sık meydana gelen davranışı yakalamak zordur.

    2.Hedef davranışın süresi çok uzun ve farklılaşan sürelerde olmamalıdır. (İftar-Tekin, 1997) 

     

    3.Kontrollü Olay Kaydı

     

     Kontrollü olay kaydının temelini bireye belli bir süre içerisinde tespit edilen miktarda uyaran verildiğinde davranışın kaç kez meydana geldiği belirlenir. Birey gözlem oturumunda hangi ön uyarana karşılık olarak hedef davranışı gerçekleştirirse o ön uyaranın rakamı daire içine alınır. Bir gözlem oturumu süresince davranış toplam kaç kez meydana gelmişse, listede o sayı kare içine alınır. Form üzerindeki tüm birleştirildiğinde bireyin performansına yönelik grafik elde edilmiş olur.

     

    4.Süre Kaydı

     

     Davranışın ne kadar süreyle devam ettiği belirlenmek istendiğinde ve sürekli davranışların ölçülmesinde süre kaydına yer verilir. Örneğin sınıfta gezinme davranışı ne kadar süreyle gerçekleşiyor, ayakkabısını ne kadar süreyle bağlıyor. Kesin başlaması ve bitişi olmayan ve davranış oluşumları aşağı yukarı aynı süreyi almayan davranışlar için süre kaydına yer verilir. Ayrıca yüksek sıklıkta oluşan davranışların ölçülmesinde de süre kaydı kullanılabilir.

     

     UYGUN DAVRANIŞLARIN ARTTIRILMASI

     

    Pekiştirme

     

    Tanım:Bir davranışı izleyen ve o davranışın ilerde gerçekleşme olasılığını arttıran duruma, pekiştirme denir.                                                                                                                    

          

                  Pekiştirme olumlu ve olumsuz olmak üzere ikiye ayrılır.

     

    Olumlu pekiştirme: Bir davranışı izleyen durumda ortama bir uyarıcının eklenmesiyle o davranışın ilerde yapılma olasılığının artmasıdır.

     

    Olumlu pekiştirmede yer alan uyarana pekiştici uyaran ya da kısaca pekiştireç denir. Gülümseme, onaylama, “Aferin”, para, oyuncak “pekiştireç” örnekleri olarak verilebilir.

     

     Olumsuz Pekiştirme:Bir davranışı izleyen durumda ortamdan bir itici uyaranın çekilmesiyle o davranışın ilerde yapılma olasılığının artmasıdır.         

     

     

     

     

    Pekiştireç Türleri

     

    Olumlu pekiştirme ile davranışları güçlendirmek ve sürdürmek için çeşitli pekiştireçlerden yararlanılabilir. Genel olarak pekiştireçleri iki grupta toplayabiliriz. Bunlar birincil ve ikincil pekiştireçlerdir.

     

    Birincil pekiştireçler

     

    Birincil pekiştireçler, biyolojik gereksinimleri karşılamaya yönelik yiyecek, içecek, oksijen gibi pekiştireçlerdir ve herhangi bir öğrenme yaşantısına bağlı olmaksızın edinilirler.

     

    Bu tür pekiştireçler yaşantı çeşitliliğine göre kullanımları değişiklik gösterir yani eğitim düzeyi yükselen kişi için bu pekiştireçlerin önemi azalabilmektedir. Birincil pekiştireçler canlının yaşamasıyla doğrudan ilgili olduğu için bu isimle adlandırılmışlardır. 

     

    Birincil pekiştireçler daha çok okulöncesi dönemde kullanılmakta olup eğitim düzeyi yükseldikçe birincil pekiştireçlerin kullanılabilirliği azalmaktadır.

     

    İkincil Pekiştireçler

     

    İkincil pekiştireçler ise öğrenme  sonucunda pekiştirici özellik kazanmış pekiştireçlerdir. Başka bir değişle her hangi bir nötr uyarıcının olumlu, birincil pekiştireçlerle ilişkilendirilmesi ile olumlu pekiştireç özelliği kazanan uyarıcılardır. ( Senemoğlu, 1997)  Bir süre etkili bir pekiştireçle birlikte verilen etkisiz bir uyaran zamanla pekiştireç özelliği kazanmaktadır. İkincil pekiştireçleri, nesnel, etkinlik, sosyal ve sembol pekiştireçler olarak dört grupta toplayabiliriz.

     

    Nesnel pekiştireçler, oyuncak, eşya, araç gibi bireyin kullanabileceği somut varlıklardır.

     

    Etkinlik pekiştireçleri, bireyin sözel ya da bedensel bir uyarışı yerine getirmesidir. Örneğin, TV izlemek, dergi okumak anneye, yardım etmek, vb.        

     

    Sosyal pekiştireçler, gülümseme, sarılma, kucaklama, yanına oturma, onaylama, ilgi, övgü gibi uyaranlardır. Sosyal pekiştireçler pek çok kişi için etkil pekiştireç olmak özelliği gösterirken bazı bireylerde hiçbir sosyal pekiştireçin etkili olmadığı gözlenmiştir.

     

    Sembol pekiştireçler, kendi başlarına anlamı olmayan, ancak başka bir pekiştireçle değiş tokuş edilebilen yıldız, jeton, para gibi dönüştürülebilir araçlardır.

     

             Uygulama ortamlarında ilk olarak baş vurulması gereken pekiştireçler ikincil pekiştireçler olmalıdır. İkincil pekiştireçlerden de sosyal pekiştireçler, doğal ve kolay uygulanır olmaları nedeniyle, öncelikle yeğlenmelidir. Eğer hiçbir sosyal pekiştireç etkili olmazsa, diğer pekiştereç türlerinden birisi seçilebilir. Ancak mümkün olan en kısa sürede, kullanılan pekişterecin, etkisiz bir sosyal pekiştireçle eşlenmesi ve etkisiz sosyal pekişterecin etkili hale getirilmesi önerilmelidir.(İftar-Tekin,1997)

     

     

    UYGUN OLMAYAN DAVRANIŞLARIN AZALTILMASI

     

                Uygun olmayan davranışları azaltmak üzere kullanılabilecek pek çok yöntem vardır. Bu yöntemler, en ılımlıdan en  az ılımlıya doğru dört  düzeyde ele alınmaktadır. Bu düzeyler (a) ayrımlı pekiştireç (b) sönme (c) hoşa giden uyaranı çekme (d) hoşa gitmeyen uyaran vermedir.(İftar-Tekin 1997)

     

    Ayrımlı Pekiştirme

     

    Ayrımlı pekiştirme, bir davranışı azaltmak için pekiştirmenin kullanılmasıdır. Ayrımlı pekiştirmenin üç türü vardır: (a) seyrek yapılan davranışı pekiştirme, (b) başka davranışları pekiştirme, (c) karşıt davranışları pekiştirme.(İftar-Tekin,1997)

     

    Seyrek Yapılan Davranışı Pekiştirme: Bazı davranışlar, belli bir süre içinde belli bir sıklıkla ya da süreyle yapıldıklarında uygun olup; daha fazla yapıldıklarında uygun değildir.

     

    Başka Davranışları Pekiştirme: Azaltılmak istenilen davranış gözlem süresi boyunca hiç yapılmadığında, gözlem süresi sonunda ilk yapılan herhangi bir olumlu davranış pekiştirilir.

     

    Karşıt (uyuşmayan) Davranışları Pekiştirme: Azaltılmak istenen hedef davranışın karşıtı, o davranışla aynı anda yapılamayacak  bir davranış varsa, bu davranış belirlenir. Hedef davranış görmezlikten gelinirken; karşıt davranış pekiştirilir.

     

    Sönme

     

    Sönme, bir davranışın sürmesini sağlayan pekiştirecin geri çekilmesidir. Diğer bir deyişle, daha önce pekiştirilmiş olan uygun olmayan davranışları pekiştirmeme yöntemidir. Ortadan kaldırılmak istenen davranış, sönme yöntemi uygulamasının başında artma ve çeşitlenme gösterebilir. Ancak, pekiştirilmeyen davranış zamanla azalır ve ortadan kalkar.

     

    Hoşa Giden Uyaranı Çekme

     

    Hoşa giden uyaranı çekme yöntemi iki biçimde gerçekleştirilir.

    Tepkinin bedeli: tepkinin bedeli, uygun olmayan, özellikle yasaklanmış bir davranış sergilediğinde, bireyin daha önce edindiği bazı pekiştireçleri yitirmesidir.

     

    Mola: Mola tekniği ise şu varsayıma göre oluşturulmuştur: bir davranıştan sonra bir süre daha az pekiştireç sunulursa davranış azalır ve zamanla ortadan kalkar.

     

    Hoşa gitmeyen uyaran verme

     

    Hoşa gitmeyen uyaran verme yönteminde uygun olmayan davranışı azaltmak için bir itici uyaran verilir. Hoşa gitmeyen uyaran koşullu ya da koşulsuz olabilir.    

     

    ELEŞTİRİ TUZAĞI

     

    Kırk sekiz kişilik birinci sınıfta öğrenciler okumayı öğrenmektedir. Sınıfta, her birinde sekiz öğrencinin bulunduğu altı grup oluşturulmuştur. Öğretmen küçük grupta okuma öğretirken, diğer öğrencilerden sıralarında ödevlerini yapmalarını istemiştir. İki gözlemci, sırasını terk eden öğrencilerin ne kadar süreyle sıralarından ayrıldıklarını, on saniyelik gözlem aralıklarına göre düzenlenmiş kayıt çizelgelerini kullanarak, yirmi dakika süreyle kaydetmişlerdir. Ayrıca gözlemciler, öğretmenlerin öğrencilerine hangi sıklıkla yerinize oturun ya da yerinize geçin dediğini de, kağıt üzerinde işaretleyerek yirmi dakikalık süreyle kayıt etmişlerdir.

     

    Gözlemler, altı günlük başlama düzeyi döneminde üç öğrencinin dikkati çekecek düzeyde sıralarından ayrıldıklarını göstermiştir. Öğretmen de yirmi dakikalık gözlem süresince, öğrencilerden yedi kez yerlerine oturmalarını istemiştir. Gözlemciler, öğretmenden “yerine otur” yönergesini daha sık tekrarlamasını istemişlerdir. Öğretmenin, öğrencilerine daha sık yerlerine oturmalarını söylemesinden sonra, beklenmeyen şeyler olmaya başlamıştır. Öğretmenin, daha sık öğrencilerine  oturmasını söylediği on iki günlük bu dönemde, yirmi dakikalık gözlem sürelerinde ortalama 27 kez onlardan yerlerine oturmalarını istemiştir. Aralıklı gözlem (on saniyelik aralıklarla) ve kayıt etme tekniğine göre sıralarını terk etme davranışları kayıt edilen öğrencilerin, ortalama 4,5 kez daha uzun süre sıralarından ayrıldıkları görülmüştür.

     

    İzleyen sekiz günde, daha önce yapılanlar aynı sırayla tekrarlanmış, öğrenci ve öğretmen davranışları aynı şekilde gözlenmiş ve kayıt edilmiştir. Yirmi dakikalık gözlem süresince, öğretmen öğrencilere yerlerine oturmalarını yedi kez söylemiştir. Örencilerin yerlerinden ayrılma davranışı, ortalama üç kez azalmıştır. Öğretmen tekrar öğrencilerine yerlerine oturmalarını söylemeyi dört kez artırmış, yani 28 kez söylemiştir. Öğrencilerin sıradan ayrılma davranışları da dört kez artmıştır.   

     

    Son olarak öğretmenden,öğrencilerine “ yerinize oturun” demeyi bırakması, ama oturma ve çalışma davranışlarını ödüllendirmesi istenmiştir. Öğrencilere oturmalarını söylemeyip, oturma ve çalışma davranışları ödüllendirildiğinde, aralıklı kayıt sistemine ( on saniye aralıklı) göre, gözlenen ve davranışları kayıt edilen öğrencilerin daha az, hatta en az süreyle sıralarından ayrıldığı gözlenmiştir.

     

    Öğretmen öğrencilerine yerlerine oturmalarını söyledikten sonra, öğrenciler yerlerine oturmuşlardır. Ancak, çok kısa bir süre sonra yine sıralarını terk etmişlerdir. Bu iş böyle devam etmiştir. Öğretmenin, öğrencilere yerlerine oturmalarını söylemesinin, onların sıralarından ayrılmalarını artırması nasıl açıklanabilir? Burada neler olmaktadır?

     

    Bu soruyu yanıtlamak için izleyen şemayı izleyelim.

    Çocuğun Tepkisi           Çocuğun Tepkisini İzleyen             Çocuğun tepkisi

         &nb